İnşaat sektörünün, özellikle son 10 yıldır ekonomideki büyümenin en temel yapı taşı olarak konumlandırıldığını söylememize gerek yok. İnşaat sektörünün ‘lokomotif’ olarak adlandırılması ve bu sektöre bağlı bir çok tamamlayıcı sektörün de inşaat piyasasındaki harekete direkt bağlı hareket etmesi, bu sektörün önemini bir kat daha arttırıyor.

Bu noktada, 2014 yılı içerisinde iyice belirginleşelen daralmanın ve kriz havasının inşaat sektörü özelinde değerlendirmesini yapmaya çalışacağız. Dünya piyasalarındaki kriz etkisinin yerini 2009 sonrası çok hafif bir iyileşme trendine bırakması fakat bir türlü istenen ivmeyi yakalayamaması makro düzeyde düşünülmesi gereken bir konu. Öte yandan ülkemiz özelinde ortaya çıkan spesifik etkenlerin özünü ve bu etkenlerin daralmaya nasıl bir etkisi olduğunu ayıklamaya çalışacağız.
insat_sektorunde_daralma_2

 

Dünya genelinde hizmet veren müteahhitlerimizin her geçen yıl bir önceki seneye göre skorlarındaki artış, inşaat hacminin her sene ekonomik büyümenin önünde bir seyir göstermesi, inşaat teknolojilerindeki artış memnuniyet verici olsa da, domestic konut üretimi ve iç piyasalardaki konut satışı özelinde bir değerlendirme yaptığımızda benzer pozitif resmi göremiyoruz. Bundan sonra yazımızda bu negatif tablo üzerinde yorumlar ortaya koyacağız.

2003-2013 yılları arasındaki 10 senede konut kredilerindeki artış ortalama %35 seviyesinde gerçekleşirken, geçen seneye göre 2014 yılında bu artış % 12 seviyesinde kaldı. Bu noktada ipotekli (konut kredili) satışların toplama oranın %40-50 arasında değiştiğini ama yine de toplam inşaat cirosunda da benzer bir azalma eğilimi olduğunu vurgulamalıyız. İnşaat sektöründeki güven endeksinin ve inşaat istihdam endeksinin de azalması bu yavaşlamayı kanıtlar nitelikte. Öte yandan, konut kredilerinin miktarının toplam kredilere oranının bu denli artması, kredili alımlardaki doyum noktasına yaklaşıldığının bir öncü göstergesi olarak da düşünülebilir. Bu noktada elbettte yadsımamak gerekir ki; konut faizlerinin yüksek, altın fiyatlarının ise düşük seviyelerde seyrediyor olması da iştahın bu denli derin kesilmesine sebep olmaktadır.

insat_sektorunde_daralma

Dışarıdan gelen alımlar da piyasanın canlı kalabilmesi adına önemli bir dinamik olarak göze çarpıyor. Bu noktada, Türkiye dışında yaşayan ve kazanımları ile Türkiye’de yatırım yapan gurbetçilerin sıcaklığını korumaya devam edeceğini fakat ekonomik veriler göz önüne alınırsa, siyasi ve çevresel etkiler ile yakından ilgilenen yabancı para kaynaklarının bu dönemde daha mesafeli durabileceğini söyleyebiliriz. Özellikle komşu ülkelerimizdeki karışıklıklar ve ülke içindeki güven ortamının ciddi biçimde zarar görmesi 3-5 sene öncesindeki prestijimizi sekteye uğratmış gibi görünüyor.

Bu noktada yapılması gereken çıkarımlar ile yazımızı finalize etmek gerekirse, nitelikli ve müşteri özelinde -tailor made- çözümler sunabilecek projelerin daha da öne çıkacağı, toplu sosyal konut mantığı ile ortaya konacak projelerin kısa ve orta vadede ciddi sıkıntılar yaşayacağını öngörebiliriz. Ayrıca, yatırımcı çekebilecek ve yatırımcının güvenini kazanabilecek modellerde üretilen işler de her zaman karşılık bulacaktır.