Skip to Content

Blog Archives

İnşaat Mühendisliği Hakkında Bilgi

Bina, karayolu, demiryolu, metro, köprü, tünel, rıhtım, baraj, sulama, pis su arıtması gibi yapıları tekniğe uygun ve ekonomik olarak tasarlayan ve yapım çalışmalarını denetleyen kişidir.

GÖREVLER
– Yapılması istenen yapının, inşaat alanına uygun olup olmadığını inceler, mühendislik hesapları yapar, bunlarla ilgili projeler hazırlar, gerekli malzeme ve donanımı hesaplar ve yapım araç-gereçleri sağlar,
– İnşaat projeleri ile ilgili olarak proje ve ihale dosyası hazırlar,
– Şantiye kurdurur, gerekli insan gücü, malzeme ve araç-gereci sağlar,
– Uygulamada ortaya çıkan proje hatalarının düzeltilmesine çalışır,
– Özel ve teknik şartnameler ve sözleşmeler, özel fiyat analizi hazırlar, ihale komisyonuyla birlikte ihale işlemlerini yapar,
– Geçici ve kesin kabul komisyonlarında yer alarak inşaatın devir, teslim işlemlerinin yapılmasını sağlar,
– İnşaatla ilgili sorunlarda bilirkişi olarak görev yapar.

KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
– Hesap makinesi, bilgisayar, büro çalışmalarında teknik resim çizim aletleri,
– Ölçme aletleri (zemin ölçme aletleri, takometre gibi).

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
İnşaat mühendisi olmak isteyenlerin;
– Üstün bir akademik yeteneğe,
– Sayısal akıl yürütme gücüne sahip,
– Şekiller arasındaki ilişkileri görebilen (örneğin, bir küpün açılımının nasıl olacağını zihinde canlandırabilen),
– Fen bilimlerinde özellikle matematik ve fizikte başarılı,
– Sorumluluk sahibi, dikkatli,
– Bir işi planlayabilen ve uygulamaya koyabilen,
– Başkalarını etkileyebilen,
– Yaratıcı

kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
İnşaat mühendisi, çizim yaparken büroda, yapım aşamasında inşaatlarda çalışır. Proje mühendislerinin çalışma ortamı rahat olmasına rağmen, şantiye mühendislerinin çalışma ortamı tozlu, gürültülü, yazın sıcak, kışın soğuk olabilir. İnşaatta çalışırken az da olsa kazaya uğrama tehlikesi vardır. Çalışma saatleri düzenli olabileceği gibi hafta sonu çalışması da olabilir. Özellikle büyük firmalarda çalışan meslek elemanları sık sık seyahat edebilirler. Çalışırken tesisat konusuyla ilgili tekniker ve mühendislerle, mimarlarla, teknik ressamlarla, işçilerle iletişimde bulunabilirler.

ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
İnşaat mühendisleri, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda görev alabilirler. Genel olarak TC Devlet Demiryolları, Karayolları, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığında çalışmaktadırlar. Kendi işyerlerini açabilirler. Çeşitli inşaat firmalarına bağlı olarak yurt dışında çalışan inşaat mühendisleri de vardır.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, liseden sonra Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile girilen çeşitli üniversitelerin “İnşaat Mühendisliği” bölümlerinde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bu bölüme girebilmek için Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) yeterli düzeyde “Sayısal (SAY-2)” puan almak gereklidir.

EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Eğitim süresi 4 yıldır. Eğitim süresince; Matematik, Fizik, Kimya, Teknik Resim, Yabancı Dil, Bilgisayar Programlama, Jeoloji, Mühendislik Mekaniği, Mühendislik Ekonomisi, Malzeme Bilimi, İnşaat Mühendisliği Bilgisi Uygulaması, Topografya, Yapı Malzemeleri, Ulaştırma Mühendisliği, Zemin Mekaniği, Hidroloji, İstatistiksel Yöntemler, Zemin Mekaniği, Hidromekanik, Yapı Statiği, Temel Mühendisliği, Su Kaynakları Mühendisliği, Betonarme, Yapım Mühendisliği ve İşletmesi, Çelik Yapılar, Yapı Tasarımı vb. dersleri almaktadırlar. Eğitim sırasında staj zorunluluğu vardır.

MESLEKTE İLERLEME
Kişi temel meslek eğitiminden sonra yatırımcı kuruluşların, meslek odalarının ve büyük firmaların açtığı mesleki eğitim kurslarına katılabilir, üniversitede akademik kariyer yapabilir. Yapı malzemesi, yapı işletmesi, deprem mühendisliği, jeoteknik (yer bilimleri), hidrolik, su yapıları (barajlar, bentler, dalga kıran), yol, demiryolu gibi alanlarda uzmanlaşmak mümkündür.

BENZER MESLEKLER: Mimarlık, jeofizik mühendisliği, çevre mühendisliği, inşaat teknikerliği.

BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
– Öğrenciler öğrenimleri süresince, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim ve harç kredisi, çeşitli kuruluşlardan burs alabilirler.
– Kamu kurumlarında çalışanlar teknik hizmet sınıfının faydalandığı zam ve tazminatlardan yararlanırlar. Özel işyerlerinde çalışanlarda kazanç tecrübeye ve bölgelere göre değişmektedir. Kendi işyerlerini açarak müteahhitlik yapanlarda ise ücret yapılan işe göre değişkendir.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
– İlgili eğitim kurumları,
– Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi,
– Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri

1 Continue Reading →

İnşaat Sektörünün Türkiye’deki Gelişimi

İnşaat Sektörü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında öncelikle demiryolu hatları ve büyük su projeleriyle başlamıştır. Bu hamle, 2. Dünya Savaşı’nın sona erip, dünyada liberalleşme rüzgârlarının esmeye başladığı 1950’lere kadar devam etmiştir.

İnşaat Sektörü’nün 50’ler ve 60’lardaki gelişiminin ardındaki temel etken, kamu altyapı yatırımlarıdır. İnşaat ve Taahhüt Sektörü’nün gelişimi bu dönemde hız kazanırken, Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girişi, altyapı yatırımlarını artırıp, firmalara hem yabancılarla çalışıp tecrübe kazanma, hem de düşük maliyetlerle makine parkına sahip olma şansı vermiştir.2

Söz konusu dönemde sanayi yatırımları daha çok özel sektöre terk edilmiş, toplam yatırımların yaklaşık yarısını teşkil eden kamu yatırımları ise ağırlıklı olarak altyapı yatırımlarından oluşmuştur. Kamu ihalelerini kazanan Türk firmaları, bu alanda edindikleri tecrübeyle daha sonraki yıllarda yurtiçinde ve yurtdışında önemli projelere imza atmaya başlamışlardır.

Başta barajlar, hidroelektrik santralleri, karayolları ve NATO ihaleleri olmak üzere bu hamle Müteahhitlik Sektörü için de büyük bir deneyim ve atılım anlamına gelmiştir.

Türkiye’de 1980’li yıllardan itibaren ciddi gelişim göstermiş olan İnşaat Sektörü’nün büyüme eğilimi, 1988 yılından sonra yavaşlamıştır. Ayrıca 1988 yılında liberalizasyon süreci ve artan faizlerle yükseliş gösteren yatırım maliyetleri sonucu, inşaat talebi düşmüştür. 1993-2003 döneminde Türkiye Ekonomisi %26,13 oranında büyürken, İnşaat, Kamu İnşaat Sektörü’ndeki yatırımların azalması sonucu ana sektörler arasında küçülen tek sektör olarak %22,4 oranında daralma göstermiştir.

Konut Sektörü, 2004 yılından itibaren ise canlanmaya başlamış, 2005’in ilk yarısında inşaat ruhsatlarındaki artış oranı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %40 olmuştur.

Türk Müteahhitleri 1970’li yılların başlarından bugüne kadar geçen sürede 70 ülkede sayıları 5000 civarında proje gerçekleştirmiştir. Bunların toplam bedeli 130 milyar USD civarındadır.

0 Continue Reading →

Çelik Yapılar ile Betonarme Yapılar Arasındaki Teknik ve Malzeme Farkları.

Çelik Yapılar :

celikyapi

Çelik yapı elemanlarının kalitesi sürekli denetim altındadır. Fabrika koşullarında standartlara uygun ölçü ve degerlerle üretilir.
Homojen ve izotrop bir malzeme olduğundan kendinden beklenilen davranışı gösterir ve statik hesaplamalardaki hata payı çok düşüktür.
Daha küçük kesitlerle çalışıldığından yapının kullanım alanı artar.
Geniş açıklıkları, daha küçük kesitlerele kolonsuz geçme imkanı olduğundan, büyük mekan ve istenilen dizaynı düşük maliyetle oluşturmada alternatifler sağlar.
Çok daha hafif yapılar inşa edilebilir. Bu temel maliyeti düşürdüğü gibi deprem yüklerine karşı da önemli avantaj sağlar. Her türlü hava koşullarında ve çok hızlı şekilde inşa edilebilir. Bu da işçilik maliyetlerinin düşük olmasını ve ihtiyaçlara kısa sürede cevap verebilme olanağını sağlar.Kalifiye işçilik gerekir. Bu da uygunlama hatalarını en aza indirir. Malzeme her zaman kolayca denetlenebilir. Herhangi bir nedenle hasar gören yapı elemanı rahatlıkla değiştirilebilir. Bu işlem hızlı,kolay ve düşük maliyetlidir.
Çelik yapı istenildiğinde kolayca takviye edilebilir; demontajı ve istenildiğinde başka bir alana tekrar montajı mümkündür. Çelik yapı elemanları, montajı tamalandığı anda tam yük kapasiteyle çalışabilir.

Betonarme Yapılar :

betonarmeBeton kalitesi uygulama hataları nedeniyle tehlikeli boyutlarda azalabilmektedir. Çelik kadar homojen ve izotrop olmadığından statik hesaplamalardaki kabuller nedeniyle
hata payı daha fazladır. Bu hata proje aşamasında göz önüne alınır. Bu da maliyeti artırır. Minimum koşullar dahi büyük kesitleri gerektirdiğinden kullanım alanında önemli kayıplar oluşur. Kalifiye işçilik gerektirmez. Bu nedenle önemli uygulama hataları oluşabilir. Beton döküldükten sonra betonarme çeliğini denetleme işi çok pahalı ve zahmetlidir.
Herhangi bir nedenle hasar görmüş yapı elemanı güçlendirmek zor ve yüksek maliyetli bir işlemdir. Bu işlem mimari sorunları da beraberinde getirir. Geniş açıklıklarda kesitler büyük, maliyetler daha fazladır. Büyük mekan ve istenilen dizaynı oluşturmada alternatifler çelik yapılara göre daha sınırlıdır. Büyük ağırlıkları nedeniyle temel maliyetleri de yüksektir. Aynı nedenle deprem yüklerine karşı temel-zemin etkileşiminden dolayı dezavantajlıdır. İnşaat süresi uzun ve her türlü hava koşullarında çalışılmaya müsait değildir. Dolayısıyla ihtiyaç sahiplerine daha uzun vadeli ve daha yüksek maliyetli çözümler sunar. Betonarme yapıların takviyesi zordur. Ayrıca demontajları mümkün değildir. Betonarme yapı elemanlarında priz süresi istenilen mukavemet değerleri için uzundur.

1 Continue Reading →

Kalıp İşlerinde Ekip Profillerinin Verimliliğe Etkileri

İnşaat sektörü emek yoğun sektörlerin başında gelen ve aynı zamanda ekonomide çok önemli rolü olan bir sektördür. Sektörde, özellikle şantiyelerdeki imalatlarda verimlilik o imalatın üretim süresini, maliyetini direkt olarak etkilemektedir. Yatırım yapan inşaat firmaları tarafından tahmin edilen inşaat bedeli/süresi ile gerçekleşen imalat bedeli/süresinin birbirine yakın olması proje bazında başarının yanı sıra tutarlı stratejilerin oluşturulmasında önemli bir yer tutmaktadır.

Bu çalışmada şantiyedeki üretimlerden biri olan kalıp işçiliği ele alınarak, şantiye ortamında kalıp imalatında ekip profilinin verimliliğe olan etkileri incelenmiştir.

Ülkemizde, şantiyede yapılan imalatların ölçümüyle ilgili önceki çalışmalar daha çok adam-saat ölçümü konusunda yoğunlaşmıştır. Bu çalışmada ise kalıp işlerinde verimliliği etkileyen ekip özellikleri tartışılmaktadır.

Araştırma için zaman etüdü formları düzenlenmiş ve bu formlar kırk adet şantiyede ekiplerle yüz yüze görüşülmek suretiyle doldurulmuştur.  Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve sonuçlar ileriki çalışmalara temel teşkil edecek şekilde tartışılmıştır.

İnşaat sektöründe işçi verimliliği toplam inşaat maliyetinin büyük bir kısmını (%20~%50) kapsadığından sektörde verimlilik denilince işçi verimliliği akla gelmektedir (Kazaz ve Ulubeyli, 2004, Hendrickson, 1998).  Bu nedenle verimlilik çoğunlukla bir işçinin birim imalat için çalışması gerekli olan süre (adam saat)  cinsinden ifade edilir. Adam saat değerlerinin gerçekçi olarak belirlenmesi, bu değerlerin kaynak, süre, maliyet tahminleri ve planlamaya etkileri nedeni ile çok önemlidir. Gerçekçi bir değerlendirme ise farklı koşulların (çevre, şantiye, yönetim, işçi profili gibi) adam saat ve işçi verimliliğine etkilerinin gerçekçi analizi ile mümkündür.

Yapım işlerinde işçi verimliliğine etki eden faktörlerin analizi ile ilgili literatürde bir çok çalışma bulunmaktadır  (Zakeri ve diğerleri,1996,  Kaming ve diğerleri, 1997,  Olomolaiye, 1988, Akindele, 2003,  Winch ve Carr, 2001, Wang, 1995, Sönmez, 1998,   Borcherding ve Alarcon, 1991, Pheng ve Meng, 1997, Öcal ve diğerleri, 2005, Kaming ve diğerleri,1997, Proverbs ve diğerleri, 1999a, 1999b, Kuruoğlu ve Bayoğlu, 2001,  Kazaz ve Ulubeyli, 2004). Yapılan çalışmalar uygulanan metodoloji ve elde edilen bulgular bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar Mıstıkoğlu ve diğerleri (2006) tarafından tartışılmıştır.   Bu makalede ise önceki çalışmalardan farklı olarak ekip profilinin kalıp işlerinde verimliliğe etkileri zaman etüdü çalışmaları sonucunda elde edilen veriler ışığında tartışılacaktır.

0 Continue Reading →

Betonların Tanımı

300 Dozlu Beton
Bir metreküp beton karşımı içine 300 kg (6 adet 50 kg’lık torba) çimento konulan betondur. Doz esasına göre sınıflandırma (150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600 dozlu) beton gibi.

B300 Betonu (C25)
Bir santimetre kare alana 300 kg mukavemette dayanabilen betondur. Mukavemete göre sınıflandırma B160 (C14), B225 (C18), B300 (C25) betonu gibi. Burada mukavemet esastır. Karışımdaki çimento miktarı (doz)’a bağlı değildir.

BS. 25 Betonu
Taban çapı 15 cm yüksekliği 30 cm olan (suda 20 derece sıcaklıkta saklanmış deney silindirinden elde edilen) 28 günlük silindir basınç dayanımı; 250 kg/cm² olan veya eşdeğer küp basınç dayanımı 300 kg/cm² olan normal nitelikli betondur. (TS 500)

0 Continue Reading →

Beton İşlerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1. Beton üretiminde kullanılacak tüm agrega bileşenlerinin elek analizleri yapılmalıdır.

2. Beton üretiminde kullanılacak agregaların ideal karışımı, kullanılacak en büyük agrega tane boyutlarına göre TS 706 da verilen referans eğrileri arasında kalacak şekilde belirlenmelidir.

3. Beton üretiminde kullanılacak agregaların özgül ağırlıkları ve su emme oranları TS 3526 şartlarını sağlamalıdır.

4. Dane şekli TS 706 paragraf 1.2.3. deki değerleri sağlamalıdır.

5. Dane şekilleri mümkün olduğu kadar yuvarlak, kürevi veya kübik olmalı, yassı ve uzun olmamalıdır.

6. Dane dayanımı TS 699 şartlarını veya TS 706 paragraf 1.2.4’deki Los Angeles Aşınma Deneyi şartlarını sağlamalıdır.

7. Dane basınç direnci en az beton direncine eşit olmalıdır.

8. Dona dayanıklılık açısından TS 699 şartlarını veya TS 706 paragraf 1.2.5’deki değerleri sağlamalıdır.

9. Agregaların içindeki organik madde oranı TS 3673 şartlarını sağlamalıdır.

10. Agregaların içerisindeki zararlı maddeler toplamı hacim olarak %2’yi geçmemelidir.

11. Agregaların içindeki ince madde miktarı TS 3527 şartlarını sağlamalıdır.

12. Bütün harçlarda dere, ocak veya kırma taş kumu kullanılmalıdır. Yıkanmamış deniz kumu ancak dolgu ve tesviye işlerinde kullanılmalıdır.

13. Agregaların özelliklerinin belirlenebilmesi için labaratuvara gönderilecek numunelerin hangi miktarda ve nasıl alınacağı, korunması, tanımlanması TS 707 şartlarına göre yapılmalıdır.

Beton karışım malzemeleri –  KARIŞIM SUYU

14. Beton ve harç yapılmasında, kum çakıl gibi inşaat malzemelerinin yıkanmasında ve yapılmış imalatın sulanmasında kullanılacak su temiz, berrak olmalı, kil , çamur, yağ, lağım suyu, alkali ve asitleri ihtiva etmemelidir.

15. Karışım suyu BS 3148 veya TS 1247 madde 2.1.3 şartlarını sağlamalıdır.

Beton karışım malzemeleri – ÇİMENTO

16. Çimentonun Blaine özgül alanı, tane büyüklüğü, özgül ağırlığı, normal kıvam suyu yüzdesi, priz başlangıç ve bitim süreleri ile 7 ve 28 günlük dayanımları TS 24’e göre belirlenmelidir.

Betonun temini

17. Beton şantiyede kurulu beton santralinden veya herhangi bir hazır beton üretim tesisinden alınmalıdır. Her iki halde de beton üretimi üniversite, TCK, DSİ gibi kurumların laboratuvarlarında hazırlanan beton karışım raporlarına göre yapılmalıdır. Ancak kullanılacak beton, TS 11222’ deki beton sınıflarından herhangi birisine ait ve bu standarda göre üretim yaptığını belgeleyen bir hazır beton üretim santralinden temin edilecekse, sözleşmede de beton için özel şartlar belirtilmemişse “Beton Karışım Raporu” nun hazırlattırılmasına gerek yoktur.

Betonun taşınması

18. Sıcak iklimlerde ve beton taşıma yolunun uzun olduğu yerlerde kuru karışım yapan transmikserler tercih edilmelidir. Transmiksere verilen karışım, beton dökülecek yere kadar kuru karışım olarak gider ve burada mikserin su deposundan alınanan su karışıma eklenerek sulu karışım mikserde üretilmiş olur.

19. Herhangi bir beton karıştırma sistemi yok ise, betonun karıldığı ya da betonyerden çıktığı an ile, yerine döküldüğü an arasında geçecek sürenin 20 dakikayı aşmamasına dikkat edilmelidir. Özel karıştırma aletleri ile teçhiz edilmiş kamyonla taşımalarda süre 45 dakikayı geçmemelidir.

Betonun kontrolü

20. Beton sahasına gelen her mikser için TS 2871’e göre çökme (slump) tespiti yapılmalı ve sonuçları “Beton Çökme Değerleri Formu” na işlenmelidir. Çökme değeri, onaylı “Beton Karışım Raporu”’ndaki değerinden (+,-) 2cm’den fazla olmamalıdır.

21. Toleransı aşan ölçümler olduğu takdirde ilgili inşaat mühendisi veya inşaat şefi durumdan haberdar edilerek santralde gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır.
22. Betonun mukavemeti, döküm esnasında betondan alınan numunelerin test edilmesiyle kontrol altında tutulmalıdır.

23. Şartnamede belirtilen veya idare ile ortaklaşa tespit edilen beher miktar için TS 2940 ’ a göre 1set (2×3 adet) numuna alınmalıdır.

24. Alınan numunelerin üzerine 5×5 cm boyutunda kağıt etiket konmalı, etiket üzerine numune no, tarih ve beton sınıfı yazılmalıdır.

25. Numuneler yağmura, sıcağa ve soğuğa karşı korunarak ertesi gün laboratuvara götürülüp, kalıplarından çıkarılmalı, bakım ve kürü TS 3068 ve TS 3351’e göre yapılmalıdır.

26. Her set numunenin ilk üçü 7.gün, diğer üçü 28.gün TS 3114’e göre test edilmeli, mukavemet değerleri TS 500’e göre kontrol edilip sonuçları “Beton kalite kontrol formu” na işlenmelidir.

27. 7 günlük beton dayanımı 28 günlük dayanımın %70’inin altına düşmemelidir.

28. Kırılan numunelerin 7 günlük basınç mukavemeti “Beton Karışım Raporu” değerinden daha düşük ise ilgili sorumluya bildirilerek beton santralinde gerekli önlemlerin alınması sağlanmalıdır. Şayet 28 günlük basınç mukavemeti düşük çıkarsa “Şantiyede uygunsuzluk kontrolü” prosedürü uygulanmalıdır.

29. Betonda, donmuş, kar ile karışmış, kırağı ile örtülmüş malzemeler kullanılmamalıdır.

Beton Dökümünün Planlanması

30. Döküm süreleri 2 saatten fazla olan veya dökülecek miktar 50 m3’ü aşan betonlar için beton döküm planı hazırlanmalıdır. Daha az veya kısa süreli beton işleri için ise pompa yeri tespit edilmeli ve pompa operatörüne betonunu hangi sırayla döküleceği talimatı verilmelidir.

31. Geniş yüzeyli kütle betonlarıyla, uzun ve yüksek perde betonlarının döküm sürelerinin uzun olması, betonun priz alarak soğuk derz oluşmasına sebep olacağından bu tür betonların dökümünden önce basit bir kroki üzerine beton döküm planı yapılmalıdır.

32. Beton döküm planında, kaç m3 beton döküleceği, dökümün kaç saat süreceği, döküme nereden başlanacağı, hangi sırayla döküm yapılacağı, pompanın yerleşimi, döküm sırasında yer değiştirip yer değiştirmeyeceği, mikserlerin pompaya geliş-gidiş güzergahları belirtilmelidir.

Beton Dökülecek yüzeyin hazırlığı

33. Beton dökülecek yüzeylerin temiz ve nemli olmasına, mevcut betonun üzerine döküm yapılıyorsa yüzeyin pürüzlendirilmiş olmasına dikkat edilmelidir.

34. Su emme gücü yüksek olan yüzeyler, beton suyunu emmemesi için beton dökülmeden önce iyice ıslatılmalıdır.

35. Hiçbir zaman donmuş zemin üzerine beton dökülmemelidir.

36. Beton dökülecek yüzeyler ve kalıpların içerisi su birikintileri, çamur, talaş, yonga, şekerli maddeler, inşaat artıkları ve yabancı malzemelerden temizlenmelidir.

37. Kayalık olan yerlerde, gevşek parçalar kaldırılmalı, kaya yüzeyleri yüksek basınçlı hava-su karışımı ya da ıslak kum fışkıran araçlar, çok sert süpürgeler ve kazmalarla temizlenmelidir.

Betonun dökümü

38. Beton dökümü sırasında kalıpların stabilitesi sürekli kontrol edilmelidir.

39. İki tabakanın dökümü arasındaki zaman 90 dakikayı geçmemelidir.

40. Beton serbest olarak 1.5  mt yüksekliğin üstünden dökülmemelidir.

41. Mikserdeki betonun çökme değeri olması gerekenden az ise betona kesinlikle su katılmamalıdır. Bir miktar katkı ilavesiyle istenilen çökme değerine ulaşıldıktan sonra döküme başlanmalıdır.

42. Beton, oluk yardımı ile dökülecek ise ve eğim çok fazla ise oluğun yer yer paletlerle teçhiz edilmesi, kısa parçalarla imal edilip sık sık yön değiştirilerek betonun hızının kırılması ya da beton döküldüğü yerde bir daha karıştırılması temin edilmelidir. Boru kullanılacaksa borunun alt ucu dökülmüş beton içinde bulundurulmalı ve boru her zaman dolu olmalıdır.

43. Betonun gecikmesi halinde bazı yerler prizini alabilir. İkinci tabakaların bu yüzeye kaynaması için priz alan yüzey, basınçlı su ile ya da tırmıkla çakılların üst yüzeyleri görününceye kadar temizlenmelidir.

44. Betonda ek yerleri momentlerin en az olduğu yerlerde beton 45 derece eğimli ya da dişli olarak bırakılmalıdır.

45. En az +3 C ye kadar herhangi bir tedbir alınmadan beton dökülebilir.

Pompa ile beton dökme

46. Pompa betonu bir takım özelliklere sahip olmalıdır. Örneğin, beton slampı 8 ile 10 arası, çimento dozu minumum 250 kg/m3, en iri malzeme 30 mm, kum miktarı istenen mukavemete göre maksimum, beton malzemesinde toz ya da kil miktarı şartnamedekilerden az, pompaya verilen beton prizine başlamamış, beton çok iyi karışmış ve uniform yapıda olmalıdır.

47. Pompa ile beton dökümüne başlamadan önce 0.5 m3 kadar kumlu çimento ile sulu bir karışım pompaya verilmelidir.

48. Betonlama sonunda veya devam eden betonlarda, vardiye değişimlerinde beton pompası iyice temizlenmelidir.

49. Sabit beton pompasının boruları sık sık kontrol edilmelidir. Zamanla boru ağızları aşınır ve beton boru içinde hareket ederken ek yerlerinden su sızar, bu betonun akışkanlığının azalmasına dolayısıyla boruların sık sık tıkanmasına neden olur.

50. Sabit pompada mümkün olduğu kadar az dirsek kullanılmalıdır. Dirsekler yük kaybını artırır. Çok aşınan borular mutlaka değiştirilmelidir.

51. Kullanılacak betoniyer su ayar tertibatlı olmalıdır.

52. Betoniyer ile karıştırmada, ikinci bir karışım konmadan önce betoniyer tamamıyla boşaltılmalı, iş bittiği ya da durdurulduğu zaman içi iyice temizlenmelidir.

Su içinde beton dökme

53. Su içinde beton dökümlerinde, suda dalga ve akım olmamasına dikkat edilmelidir.

54. Su içinde beton dökümlerinde tabanda kaynak suyu çıktığı takdirde beton dökümüne zarar vermeyecek şekilde önlem alınmalıdır.

55. Su içinde beton dökümlerinde içinde beton dökülecek suyun ısısı 10 derecenin altına düştüğünde dökülecek beton en az 300 dozajlı olmalı ve dışarıda her doza fazla olarak 50 kg çimento ilave edilmelidir.

56. Deniz suyu etkisinde olan betonlarda deniz suyunun kimyasal etkilerine dayanıklı çimento kullanılmalıdır.
57. Projesinde 200, 250 dozajlı olarak gösterilen beton kısımlar deniz suyunun etkisinde kalıyorsa, bu betonlar 300 dozajlı olarak dökülmelidir.

58. Alkali ve sülfatlı suların ve zeminin etkisi altında kalan betonların dökülmesinde, beton dökümü bittikten 72 saat sonrasına kadar bu maddelerin beton yüzeyine değmemesi sağlanmalıdır. Bu gibi durumlarda alkali ve sülfatlı suların ve zeminin kimyasal etkisine dayanıklı çimento kullanılmalıdır.

Betonun yerleştirilmesi

59. Vibratörle sıkıştırmada betonun homojenliğinin bozulmamasına dikkat edilmeli ve işin önemine göre özel şartnamesinde vibratörün frekans adeti tespit edilmelidir.

60. Vibratörler beton yayma işinde kullanılmamalı, vibratör tutulan yüzeye bir daha vibratör tutulmamalıdır.

61. Vibratör donatıya değmemeli,  aksi takdirde vibratör kafası sık sık arızalanacak ve donatı titreşimi, donatı ile betonun aderansını azaltacaktır.

62. Kitle betonlarında vibratörlenen noktalar yaklaşık 50 cm aralıklı ve şaşırtmalı olmalı, aralıklar vibratörün etki alanının çapından büyük olmamalıdır.

63. Vibratör tabana dik olarak daldırılmalı, tabana hafifçe değdirilmeli ve dik olarak yavaşça çıkarılmalıdır.

64. Beton içinde hava kabarcığı çıkışı çok azalıncaya kadar beklenmelidir. Ancak betonun üstünün sulanmasına izin verilmemelidir.

65. Beton kat kat döküldüğünde vibre edilmiş katların kalınlığı titreşim aletinin iğne uzunluğunun yarısına eşit olmalıdır.

66. El ile sıkıştırmada tabaka kalınlığı 15cm’den fazla olmamalıdır.

67. Vibre edilen ve prizi başlayan betonlar tekrar vibre edilmemelidir.

68. Gömülü parçaların çevresindeki beton dökümüne özen gösterilmelidir. Bazı durumlarda kalıbın arkasından plastik tokmakla vurularak betonun yerleşmesine yardımcı olunmalıdır.

69. Döşeme ve kaplamalarda mümkünse satıh vibratörü kullanılmalıdır.

70. Döşeme, radye temel gibi geniş yüzeyli betonlar döküldükten sonra beton yüzeyin çatlamaması için en az iki defa mala ile perdah çekilmelidir. Birinci kat beton taze iken, ikinci kat ise beton priz alırken çekilmelidir. Hava çok rüzgarlı veya çok sıcak ise üçüncü ve dördüncü kere perdah çekilmelidir.

Betonun korunması

71. Beton dökümünden sonra, betondaki rötre (büzülme) çatlaklarının oluşmasını önlemek ve beton mukavemetinin daha yüksek seviyede tutlmasını sağlamak amacıyla, beton içindeki su kaybı  düşük seviyede tutulmalıdır.

72. Beton dökümünün bitiminden takriben 12 saat sonra kür işlemine başlanmalıdır.

73. Hava sıcaklığının 40 C civarında olması durumunda ıslak çuvallarla beton yüzü örtülerek kür yapılmalı ve çuvalların sürekli ıslak tutulması sağlanmalıdır. Bu tür kür 4-6 gün aralıksız devam etmelidir.

74. Su ile yapılan kür işlemi yaz aylarında güneşin kuvvetli olmadığı sabah ve akşamları yapılmalıdır. Öğle zamanı betonun sulanması betonun çatlamasına neden olacaktır.

75. Beton yüzeyinde bir film tabakası oluşturarak suyun buharlaşmasına engel olan parafin esaslı püskürtme malzemeler ile kür uygulamasında, yüzeye üniform püskürtme yapılmasına dikkat edilmelidir.

76. Çuval, teliz, polietilen şilte ve benzeri su emici veya su tutucu malzemeler ile kür uygulamasında kür süresi şartnamede belirtilmemişse portland çimentolar için 14 gün alınabilir.

77. Beton, dökümünden itibaren 7 gün süre ile her türlü titreşimden korunmalıdır.

78. Beton 7 gün süre ile nemli tutulmalı, üzeri çuval, kum, hasır ve benzeri bir malzeme ile örtülerek sulanmalıdır.

79. Perde betonları döküldükten sonra kalıplar birkaç gün sökülmeyecek ise mutlaka gevşetilip su püskürterek kür yapılmalıdır.

Beton yüzey tamiri

80. Kalıpların sökülmesinden sonra yüzeyler kontrol edilmelidir. Betonun ulaşmadığı boşluklu kısımlar, betonda segragasyon olan kısımlar, beton şerbetinin kalıptan dışarı sızdığı yüzeyler, kopan, söküm sırasında parçalanan kenarlar, çatlamış veya dökülmüş yüzeylerin tespiti için kalıpların sökülmesinden sonra beton yüzeyleri kontrol edilmelidir.

81. Bu yüzeylerde onarım yapılmadan önce gevşek parçaların uzaklaştırılması, sağlam yüzeye ulaşılması gereklidir. Sağlam yüzeye onarım malzemesi uygulamadan önce,  yüzeyin,  su, buhar veya hava ile temizlenmesi gerekir. Yüzey mutlaka pürüzlü olmalıdır.

82. Beton tamirinde yüzey üzerine önemli yükler gelmiyorsa sadece çimento bazlı onarım harcı kullanılmalıdır. Nemli yüzeye önce aderans arttırıcı çimento bazlı astar tabakası, sonra da tamir harcı uygulanmalıdır. (Sika Mono Top 620 gibi)

83. Beton tamirinde yüzey üzerine gelen yük fazla olduğu taktirde yüksek mukavemetli çimento bazlı onarım harcı uygulanmalıdır. (Sika Mono Top 604 gibi)

84. Beton tamirinde yüzey üzerine büyük yükler, darbeli, titreşimli yükler geldiğinde veya onarım bölgesinin çok ince veya çok küçük olması durumunda epoksi tamir harçları (Sikadur 31, 41 gibi)  kullanılmalıdır.

85. Gömülü parçaların yerleştirilmesinden sonra kenar boşluklarının doldurulmasında da genleşme özelliği olan çimento (Sika Grout 210,214 gibi) veya epoksi tamir harçları kullanılabilir.

86. Sızma, terleme şeklinde ise beton içine kristalize olarak işleyen çimento bazlı sızdırmazlık malzemesi (Xypex Consantre gibi) kullanılmalıdır.

87. Sızma akıntı şeklinde ise çabuk priz alan malzemeler kullanılmalıdır. (Çimento harcı içine Sika 4a veya Sika 2 katılabilir.)  Daha sonra yüzey, beton içine işleyerek kristalleşen çimento bazlı malzemeler ile sızdırmazlığa karşı 2 kat kaplanmalıdır.

0 Continue Reading →

İnşaat Sektörünün Yapım Yönetimi Eğitiminden Beklentileri

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin ağırlık kazandığı ve yerel pazarlarda rekabetin yoğunlaşıp, yabancı ortaklarla çalışma gereğinin arttığı günümüz koşullarında; inşaat şirketlerinin teknik becerileri kadar yönetsel becerileri de önemli bir rekabet avantajı kaynağı olarak belirginleşmektedir. İnşaat mühendisliği eğitimi içinde yer alan yapım yönetimi dalı; yapım teknolojileri, proje yönetimi, inşaat sektörünün ekonomik, hukuksal, sosyo-politik ve çevresel etkileri ve benzeri yönetsel konularını kapsamakta ve sonuç olarak, inşaat sektörünün ihtiyaç duyduğu insan kaynakları profilinin sağlanmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yapım yönetimi eğitiminde yer alması gereken konuların, uluslararası eğitim kuruluşlarının eğitim programları da incelenerek, Türk inşaat sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmesidir. Bunun yanı sıra, ileride yönetici kadrolarında görev alacak yeni mezunların sahip olması beklenen yönetsel ve kişisel beceriler de irdelenmektedir. Bu bağlamda, yurtiçi ve yurtdışındaki üniversitelerin yapım yönetimi dallarında verilen dersler araştırılmış; bir kıyaslama (benchmarking) çalışması ve literatür taraması sonucunda da potansiyel konu başlıkları belirlenmiştir. Bu konu başlıkları ve becerilerden oluşan bir anket formu hazırlanmıştır. İnşaat sektöründe deneyimli, üst düzey yönetim seviyesinde yer alan kişilerle gerçekleştirilen pilot çalışma sonucunda gerekli düzenlemeler yapılmış ve anket formu revize edilmiştir. Anket, inşaat sektöründe kamu ve özel sektörde üst düzey yönetici konumunda çalışmış ve/veya halen görev yapmakta olan kişilere gönderilmiştir. Bu çalışma kapsamında elde edinilen 38 adet geri bildirim sonucunda, Türk inşaat sektörü için önemli olduğu düşünülen yapım yönetimi dalı bilgi alanları ile yapım yönetimi eğitimi kapsamında kazandırılabilecek kişisel ve yönetsel beceriler saptanarak, mevcut durumun değerlendirilmesi yapılmış ve yapım yönetimi eğitiminin geleceğine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

0 Continue Reading →

İnşaat Şirketlerinin Gelişimi Açısından Kalite Yönetim Sisteminin Değerlendirilmesi

İnşaat sektöründeki değişim, özellikle Türk inşaat şirketlerinin uluslararası projelerde rol almaları inşaat şirketlerini Kalite Yönetim Sistemi (KYS) uygulamaya yöneltmiştir. ISO 9001:2000 KYS, yönetim sistemleri içerisinde uluslararası bir uzlaşmayı benimseyip, proje teslimlerinde müşterinin kalite beklentilerini sağlamayı hedeflemektedir. ISO 9000 kendi doğası gereği inşaat şirketlerinde de uygulanmakta ve global inşaat sektöründe geniş bir kabul görmektedir. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında inşaat sektörü en yüksek üçüncü ISO belgesine sahip sektördür. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, ISO 9000 belgesine sahip yüklenici şirketlerin çoğunluğu ISO 9000 uygulamalarındaki olumlu ve olumsuz çıkarımlardan net kazançlarla ayrılmışlardır. Bu sebeple, olumlu çıkarımların güçlendirilmesi ve aynı şekilde olumsuz çıkarımların da iyileştirilmesi inşaat şirketlerinin geliştirilmesi açısından önem kazanmaktadır.

Son yıllarda, küreselleşme ve Avrupa Birliği’nin genişlemesi, iç ve dış piyasalarda başarılı olmak isteyen inşaat şirketlerinin uyması gereken koşulları büyük bir değişime uğratmıştır. Kuşkusuz, ürün kalitesi daha önce hiç olmadığı kadar beklenir hale gelmiş, düşük kalitenin şirketler üzerindeki mali ve ticari yükü önemli düzeyde artmıştır.

Kalite maliyetinin pek çok tanımından biri de kalite yönetiminin maliyeti artı yeniden yapılan işlerin maliyetidir (Neese ve Ledbetter, 1991). Araştırmalara göre inşaat sürecinde, yeniden yapım işlerinin maliyetinin kontrat toplamına göre kayda değer bir oranda olduğu görülmektedir (Josephson, 1994). Buna rağmen şaşırtıcı bir şekilde, yeniden yapım maliyetleri şirket tarafından, kalite maliyetini ölçmenin bir yolu olarak görülmemektedir. Her alandaki üretimin arttığı 1900’lerin ortalarında üretimle birlikte önceleri hatalı üretimleri yakalamaya yönelik bir kalite eğilimi varken bu yerini zamanla hataları önlemeye daha sonra da devamlı gelişime bırakmıştır. Artık günümüzde toplam kalite yönetiminden bahsedilmektedir.

0 Continue Reading →

İş Güvenliği Risk Analizi Yöntemi

İnşaat sektöründe iş kazalarında her yıl resmi rakamlara göre yaklaşık 500’e yakın işçinin şantiyelerde yaşamını yitirmesi olgusu, konuyu insan hayatı açısından önemli kılmaktadır. Diğer yandan, gerçek rakamların bunun çok ötesinde olduğu değerlendirilmektedir. Proje yönetiminin bir alt başlığı olarak düşünülmesi gereken İş Güvenliği ilkelerinin uygulanması açısından da büyük eksiklikler olduğu açıktır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda tüm dünyada bir standardizasyona gitme gereksinim beraberinde, İş Sağlığı ve Yönetim Sistemleri Şartlarını ve uygulamalarını belirleyen OHSAS 18001 ve 18002 gibi standartları getirmiş, her iki standart da Türk Standartları Enstitüsü tarafından dilimize çevrilmiştir. Bu standartlarda tehlikeli bir olayın meydana gelme olasılığı ile sonuçlarının bileşimi ile tanımlanan risk kavramı ve riskin büyüklüğünü tahmin etmek ve riske tahammül edilip edilemeyeceğine karar vermek için kullanılan prosesin tamamı olarak tanımlanan risk değerlendirmesi konusunda inşaat sektöründe uygulamaya ilişkin kimi sorunlar yaşanmaktadır. Literatürde tanımlanan risk değerlendirme yöntemlerinin kimi eksiklikleri bildiride ele alınmış, inşaat üretiminin yapısına uygun kolay, uygulanabilir, şantiyelerin değişen ve birbirinden farklı yapısına uyum sağlayan, belirsizliklerden kaynaklanan dezavantajları bertaraf eden bir yöntem arayışı tartışılmış ve iki yeni risk analizi yöntemi yazarlarca önerilmiştir. Bu kapsamda Analitik Hiyerarşi Yöntemi kullanılmak suretiyle yeni bir kontrol listesi hazırlanmış, inşaat sektöründe gerçekleşen 10 temel kazanın kaza şiddetleri uzmanlar yardımıyla belirlenmiş ve incelenen şantiyenin iş güvenliği risk puanı bulunmuştur. Önerilen yöntemler bir tünel şantiyesinde uygulanmış, sonuçları karşılaştırılmış ve diğer yöntemlerden farklılıkları ortaya konmuştur. Önerilen yöntemlerin imalat sanayiinden pek çok açıdan ayrılan inşaat sektörünün özgünlüklerini hesaba kattığı ve uygulamacılar açısından kolay anlaşılır ve kullanılabilir olduğu düşünülmektedir.

13 İş kazaları ve buna bağlı ölüm ve yaralanmalar, yalnızca ülkemizde değil, dünyada da ürkütücü boyutlardadır. Tüm bu koşullarda dünyada değişen koşullarla birlikte, devletin çalışma yaşamındaki denetim fonksiyonunun en aza indirilmesi, değişen iş yasaları ve iş güvenliği mevzuatı var olan kuralsız ortama katkıda bulunmaktadır. İş kazalarının maddi kayıpları ise öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre proje bedelinin %8.5’luk kısmı iş kazaları ve meslek hastalıkları kaynaklı ölüm, yaralanma, iş günü kaybı, sigorta ve sağlık masraflarına ayrılmak zorunda kalmaktadır. Bu çalışmayı 15 AB ülkesini kapsayan coğrafyaya yansıttığımızda 902 milyar euro ciroluk bir boyuta ulaşan inşaat sektöründe, 75 milyar euronun iş kazaları ve meslek hastalıkları kaynaklı giderlere harcandığı gerçeği açığa çıkmaktadır (HSE, 1997).

İnşaat sektöründe giderek daha fazla tanınmaya ve bir gereklilik olarak kendini dayatmaya başlayan iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerin en temel özelliklerinden biri tehlike değerlendirme ve risk analizi başlıklarını işletmelerde zorunlu kılmalarıdır. Yeni yürürlüğe giren iş güvenliği yönetmeliklerinde de risk analizine vurgu yapılmaktadır. Şantiyelerdeki tehlikelerin ve risklerin belirlenmesinden önce tehlike ve risk kavramlarını açmak ve aralarındaki farklardan söz etmek anlamlı olacaktır. Riskler kişisel, çevresel, yapılan işin niteliğinden kaynaklı olabilir kimi zaman iyi kimi zaman ise yetersiz bir şekilde nicelleştirilebilir. Riskin doğası ve kişinin risk üzerindeki denetimi, riskin kavranışını da değiştirecektir. En genel tanımıyla tehlike, zarara veya yaralanmaya doğal olarak neden olma potansiyeli barındıran herhangi bir şey olarak tanımlanırken, risk ise bir tehlikeden kaynaklanacak olan zarar veya yaralanmanın olasılığı olarak tanımlanabilir. Tehlike ve Risk değerlendirme için farklı farklı teknikler bulunmaktadır  (Dizdar, 2000). Ancak tehlike ve risk değerlendirme yöntemleri incelendiğinde, inşaat sektörüne dair kolay, uygulanabilir, şantiyelerin değişen ve birbirinden farklı yapısına uyum sağlayan, belirsizliklerden kaynaklanan dezavantajları bertaraf eden bir yöntem kendini dayatmaktadır.

Çalışmada kullanılan iki yöntemi dört ana başlıkta incelemek mümkündür. Bunlar; saha araştırması, saha araştırması ve uzman görüşleri ile girdi parametrelerinin oluşturulması, bulanık kural tabanlı sistemin kurulması, Risk Düzeyi Matrisinin hazırlanması, her iki yöntemin bir inşaat şantiyesinde uygulanması ve iki yöntemin karşılaştırılması. Gerçekleştirilen saha araştırmasında, yaklaşık 35 yıllık kaza istatistiklerinden (4347 kaza dosyası) ve ceza-iş mahkemelerine sunulan 892 bilirkişi dosyasından yararlanılmıştır. Bu çalışma sonucunda gerçekleşen iş kazaları ölüm ve yaralanmalar şeklinde iki ana başlıkta incelenmiş, kaza tipleri, şantiye türleri, kazaya uğrayanın unvanı gibi temel sınıflandırmalar yapılmıştır. Ayrıca ilgili standart ve düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde incelenmek suretiyle, risk analizine ilişkin yapılan tanım ve değerlendirmeler ele alınmıştır. Kullanılan birinci yöntemde, bulanık kural tabanlı sistemde kullanılacak parametrelerden Kaza Olabilirliği (KO) parametresinin bulunması için geçmiş istatistiklerden ve kaza analizlerinden faydalanılmıştır. Burada özellikle olasılık yerine olabilirlik kavramının kullanılmasından söz etmek gerekmektedir.

0 Continue Reading →

İnşaat Sektöründeki Daralma Ve Alternatif Yollar

İnşaat sektörünün, özellikle son 10 yıldır ekonomideki büyümenin en temel yapı taşı olarak konumlandırıldığını söylememize gerek yok. İnşaat sektörünün ‘lokomotif’ olarak adlandırılması ve bu sektöre bağlı bir çok tamamlayıcı sektörün de inşaat piyasasındaki harekete direkt bağlı hareket etmesi, bu sektörün önemini bir kat daha arttırıyor.

0 Continue Reading →