Skip to Content

Blog Archives

Tünel Kalıp Beton Dökümünde Karşılaşılan Hatalar

Segregasyon

Neden: Beton akışkanlığının kontrollü olarak yapılmamış olması (slump), vibratörün hatalı kullanılması, yada iri malzemeli yani yanlış dizayn edilmiş beton sonucu..

Çözüm:Slump deneyinin yapılması, vibratörün fazla kullanılmaması (yeter miktarda), amacına uygun dizaynda beton siparişi verilmesi..Hatanın giderilebilmesi için tel fırça ile donatı temizlenmeli antipas malzeme kullanılarak tamir harcı ile kapatılması gerekmektedir.

Aksından Kaçmış Perde

Neden: Büyük pano arkalığı sıkılırken kendinden daha küçük olan perde alnını içeri çekmesi, yani tijlerin aynı anda sıkılmaması

Çözüm: Kalıp ekibinin takibi yapılarak tijleri karşılıklı ve aynı miktarda sıkılmasını sağlamak.

Aks betonu

Neden: Aks ayaklarının altının boş bırakılması

Çözüm: Tünel kalıp ekibinin hemen arkasında tamir harcı kullanan sıva ekibinin bulunması ve kolonlar bağlanmadan bu boşlukları doldurması gerekir.

Kolonun aksından kaçması hatta yanlış yerde olması

Neden: Kulevinç operatörü ve demircinin liyakatsız olması
Çözüm: Kesinlikle sonradan sürülmüş demire ve U demirlerine müsade etmeyerek kolonun gerçek yerine alınması

Konikler-etriye

Neden: Kalıbın sadece mimariye bakılarak hazırlanması

Çözüm: Kalıpta yeni konik yerleri açılarak etriye aralıklarına dikkat edilmeli

 

 

0 Continue Reading →

İnşaat İmalat Sırası

Bağlı bulunulan Belediyeden İnşaat Ruhsatı alındıktan sonra Yapılacak işlemlerin sırası;

1- Hafriyat yapılacak alanın işaretlenmesi,
2- Hafriyat
3- Hafriyat zeminine düşük dansiteli beton
4- Temel atılması için kalıp, demir bağlantıları
5- Hazır beton ile temel atılması
6- Perde duvarlı bodrum kat (varsa) kalıp , demir ve su basmanı katı döşeme kalıp ve demir işlemleri
7- Su basmanı betonu
8- Zemin kat kalıp, demir işlemleri
9- Hazır betonla Zemin kat betonu
10- Birinci kat ve varsa diğer katlarda çatıya kadar aynı işlemler
11- Bodrum katın toprakla örtülecek kısmının su izolasyonunun yapılması
12- Çatı katı ve çatının beton yada taşıyıcı tuğla ile taşıyıcı sisteminin yapılması
13- Çatının kiremit altı ahşap kurulumundan önce oturacağı yüzeye demir ve betonla hatıl yapılması
14- Kaliteli kereste ile 10×10 ve 5×10 kereste ile çatı kurulumu üzerine kiremit altı döşeme tahtalarının çakılması
15- Çatıda Su izolasyonu
16- Çatıda Isı izolasyonu
17- Kiremit çıtalarının ısı izolasyonu levhaları üzerine çakılması
18- Kiremit döşenmesi
19- Çinko olukların ve yağmur inişlerinin hazırlanması
20- Binada dış ve iç duvarların tuğla ile örülmesi
21- İskele kurulması
22- Dış sıvaya başlanması
23- İç sıvaya başlanması
24- İçeride su, elektrik , kalorifer , telefon , televizyon , sıhhi tesisata başlanması
25- İç duvarlarda ve tavanlarda İnce sıva ve kaba alçıya başlanması
26- Dışarıda duvarlara dıştan izolasyona başlanması
27- Pencerelere antipas sürülmüş profil demirden kör kasaların takılması
28- Dış Kapının ve Pencerelerin takılması
29- Dış cephe boyası , yağmur boruları inişleri yapılması ve iskelenin sökülmesi
30- İçeride tüm tesisatın kontrolunü takiben şap yapılmaya başlanması
31- Seramik kaplanacak banyo , tuvalet ve diğer yerlerin yapılması
32- İçeride ince alçı ve boyaya başlanması
33- Korkulukların montajı
33- Elektrik priz ve anahtarlarının montajı
34- Kombi ve radyatörlerin montajı , testi
34- Banyo ve tuvaletler vitrifiye ve bataryalar montajı
35- Yer döşemesi , merdiven basamakları döşemesi
36- İç kapıların montajı
37- Balkon yer döşemeleri
38- Mutfak kurulumu
39- Dolapların montajı
40- Çevre düzenlemesi
41- İnşaat temizliği

İnşaat öncesi yapılması gereken işlemleri ve gerekli belgeleri biliyor musunuz? Eğer siz de arsanızı aldınız ve üzerine inşaat yapmayı planlıyorsanız bu rehber tam size göre..

Yapı Ruhsatı Almak İçin Gerekli Belgeler:
• İmar durumu belgesi
• Tapu sureti
• Çap sureti
• Ruhsat dilekçesi
• Yola terk var ise terkli tapu sureti
• Aplikasyon krokisi
• 5 adet Mimari proje (T.M.M.O. vize alınacak)
• 5 adet Betonarme projesi (T.M.M.O. vize alınacak)
• 5 adet Elektrik projesi (T.M.M.O. vize alınacak)
• 5 adet Makine tesisat projesi (T.M.M.O. vize alınacak)
• Mal sahibi Taahhütnamesi (Noterden)
• T.U.S. Taahhütnamesi (Noterden)
• Sürveyan Taahhütnamesi (Noterden)
• Har. Müh. Aplikasyon Taahhütnamesi (Noterden)
• T.U.S. Büro Tescil Belgesi
• Mimar Büro Tescil Belgesi
• Zemin Etüd Raporu (T.M.M.O. vize alınacak)

İmar Durumu
İmar durumu başvurusu yapabilmek için, ilgili parselin sahibi ya da hissedarı olmanız gerekir. Öncelikle elinizde bir çap örneği belgesi, yani kadastro planında taşınmazın geometrik konumunu gösteren belgenin olması gerekir. Bu belge ve bir dilekçe ile yanınıza tapunuzu da alarak belediyeye imar durumunuzu almak için başvurabilirsiniz.

Röperli Kroki
Röperli krokiye ihtiyacınız olacaktır bunu da Tapu Kadastro Müdürlüğünden alabilirsiniz.

Rölevelerin tanzimi
Belediye Harita Müdürlüğü’ne gidip, imar durumuna uygun inşaat istikamet rölevesi ve arazi-yol kotlarının belirlendiği kot kesit rölevesi alınır.

Jeoteknik rapor
Sahip veya hissedarı olduğunuz parsele ait zemin jeoteknik raporu lazımdır. Bunu bir jeoloji mühendisinden alabilirsiniz. Aynı şekilde bir üniversite tarafından hazırlanmış da olabilir.

Trafo belgesi
Trafo Belgesini parsel hangisine bağlıysa o elektrik dağıtım müessesesinden almanız gerekir.

Eğer üzerinde eski eser varsa
Parselin üzerinde tescil edilmiş eski eser varsa, ya da planında kurul kararı alınması gerekiyorsa “Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu” na başvurmalı ve projeyi bu kurula onaylatmanız gerekir.

Projeler
Hazırladığınız bu belgeler üzerinden çalışılarak mimari, statik, kalorifer, elektrik ve ısı yalıtım projelerini hazırlatmanız gerekir. Bu projeler serbest bir mimar ve mühendis tarafından yapılabilir. Bu projeleri belediyeye götürmeden önce yeterli yangın tedbiri olup olmadığını kontrol etmek için İtfaiye Müdürlüğüne, kanal bağlantısı kontrolü için SKİ’ye, sığınak için de Kaymakamlık Sivil Savunma Müdürlüğüne onaylatmanız gerekir.

Projelerin belediyeye sunumu
Büyükşehir Belediye Başkanlığı tescil bürosu tarafından tescil edilen projeleri belediyeye sunup tasdik almanız gerekmektedir.

Parselde eski yapı varsa yıkılması gerekir
Yapı ruhsatı almanız için sahip olduğunuz parselde eğer varsa boş durumdaki mevcut yapıyı yıktırmanız gerekir. Yıkım işleminden önce mutlaka binadaki elektrik, su ve doğalgaz bağlantılarını kestirmeniz gerekir. Eğer varsa daha önceki yıllardan kalan emlak vergisi borçlarını kapatmalısınız. Yıkım için ruhsatı mühendis veya mimar düzenler.

Yapı ruhsatı
Daha önce hazırlatıp Belediye İmar İşleri Müdürlüğü’ne onaylattığınız statik, elektrik, kalorifer, ısı yalıtımı projelerine uygun bir biçimde, Fen İşleri Müdürlüğü harcı, inşaat ruhsatı harcı ve otopark bedeli ödemeniz gerekmektedir. Buna ek olarak serbest bir mimar ya da inşaat mühendisinin teknik uygulama sorumluluk belgesi sunması gerekir. Bunun da onaylanmasının ardından yapı ruhsatı düzenlenir.

Hisseli parsellerde inşaat koşulları
Yapı ruhsatı başvurusunda tüm hissedarların izni (muvaffakatı) aranır. Tabi bu ancak parsellerin imar planına uygun olması durumunda geçerlidir. Eğer özel ifraza tabi hisseli parseller söz konusu ise, imar planına uygun kadastral imar parseli oluşması şarttır. Her hissedarın noterden tescilli muvaffakatı, tapu senedi (arsaya hissedar olduğunun kanıtı olmak üzere), arsaya ilişkin çap örneği (kadastro planında taşınmazın geometrik konumunu gösteren belge) ile belediyeye başvurması şarttır.

ALTYAPI
Altyapı hizmetleri şunlardır: Kanal, su, PTT, elektrik, doğalgaz ve yol.

– Kanal: Parsel ile ilgili atık su projesi İSKİ Genel Müdürlüğü’ne onaylatılır. Onaylanan bu projeye göre binaya atık su bağlantısı yapılır. Bu bağlantı Belediye Fen İşleri Müdürlüğü’nden kazı izni alınarak yapılmalıdır.

– Yol: Kadastrol yol belediye tarafından yapılır. İmar yolu ise yola cepheli parselin sahibi tarafından yaptırılır. Bu yollar Belediye Fen İşleri Müdürlüğü tarafından kontrol edilir. Bu yollar araziye Belediye Harita Müdürlüğü’nce hazırlanan yol profiline göre uygulanır. Parselin sahipleri tarafından yaptırılması gereken yollar, 3194 sayılı İmar Yasası’nın 23. maddesine tabi olan yollardır. Ama Belediye tarafından yapılması gereken yollar için de, yola cephesi olan parsel sahiplerinden iştirak payı alınır. Bu iştirak payının yüzde ellisi yolun bir tarafındaki parsellerden, diğer yüzde ellisi ise diğer tarafındaki parsellerden alınır. Ayrıca eğer yapılacak yol 2960 sayılı Boğaziçi Yasası kapsamında kalıyorsa her parselden yüzde yüzü alınır, yani iki kat ödeme yapılmış olur.

– Su: İnşaatın sahibi Su İşleri ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile su sözleşmesi yapmak zorundadır. Eğer inşaat devam ediyorsa SKİ Şebeke Şefliği binaya geçici su bağlantısı yapar. İnşaat bittiği zaman ise abonelik işlemleri yapılır.

– Elektrik: İnşaat sahipleri Türk Elektrik Kurumu ile karşılıklı olarak sözleşme yapar. Sözleşme sonrasında Belediye Fen İşleri Müdürlüğü’nden kazı izni almanız gerekmektedir. Türkiye Elektrik Kurumu denetiminde bağlantı uygulanır.

– PTT: PTT, bağlantı işlerini kendi teknik koşullarına göre yapar. Eğer herhangi bir kazı yapılması gerekiyorsa, belediyeden kazı ruhsatı almanız gerekmektedir.

– Doğalgaz: Her şehirde farklı olabilen ilgili doğalgaz kurumu, kendi koşullarına göre bağlantıyı yapar. Yapılan bu bağlantı işlemleri o şehrin Büyükşehir Belediyesi ile doğalgaz firmasının kendi aralarında yaptıkları protokol çerçevesinde yürütülür. Bunun yanı sıra ilçe belediyelerine de bilgi vermeniz gerekmektedir.

 

2 Continue Reading →

Türk İnşaat Sektöründe Stratejik Grup Analizi

Stratejik grup analizinin amacı, aynı sektörde rekabet eden firmaların stratejik pozisyonlarına göre farklı kümeler oluşturup oluşturmadığının saptanmasıdır. Analiz sonuçları ışığında, kümelerin performansları arasında farklılıklar bulunup bulunmadığı araştırılarak, bir sektörde başarılı olmak için gerekli olan stratejik seçimler ve kümeleri birbirlerinden ayıran temel özellikler irdelenebilmektedir. Stratejik grup analizi için öncelikle şirketleri gruplandırmakta kullanılacak kavramsal modelin tanımlanması, daha sonra da uygun bir kümeleme yönteminin seçilmesi gerekmektedir. Bu bildiri kapsamında, inşaat sektörüne uygun bir kavramsal model ve istatistiksel küme yöntemleri kullanılarak, Türk inşaat sektörü için gerçekleştirilen stratejik grup analizinin sonuçları irdelenecektir. Analiz, Türk Müteahhitler Birliği üyesi olan orta-büyük ölçekli inşaat şirketlerini kapsamaktadır. Sonuçlar, aralarında istatistiksel olarak anlamlı performans farklılıkları olan üç adet kümenin bulunduğuna işaret etmektedir. Gruplar arasındaki geçişi engelleyen en önemli bariyerlerin deneyim ve işveren ile ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, en yüksek performansı gösteren kümedeki tüm firmaların kalitede farklılaşma stratejisi kullandığı ve sistematik stratejik karar verme mekanizmalarına sahip olduğu gözlemlenmiştir. Analiz çıktıları yorumlanarak, Türk inşaat sektöründe rekabet eden firmalar için önerilerde bulunulacaktır.

İnşaat firmalarının rekabet avantajı kazanabilmeleri için belirli bir stratejik perspektife sahip olmalarının gerekliliği birçok yazar tarafından vurgulanmıştır (Warszawski, 1996; Dikmen ve Birgonul, 2003). Aynı pazarda rekabet eden firmaların benzer kaynaklara, yeteneklere ve stratejik seçimlere sahip olması beklenen bir durumdur. Ancak, benzer stratejik seçimlere sahip olan firmaların performanslarının da aynı seviyede olup olmaması araştırılması gereken bir konudur. Önceden belirlenmiş kriterlere göre (stratejik seçim, kaynaklar vb.) gruplanan firmalar arasında performans farklılıklarının bulunup bulunmadığının irdelenmesi için “stratejik grup analizi” gerçekleştirilerek, performans farklılıklarının nedeni ve grupları birbirinden ayıran temel özellikler ortaya konulabilmekte ve bu sayede, sektörün yapısına ve şirket eğilimlerine ilişkin önemli bilgiler edinilebilmektedir. Bu bildirinin amacı, Türk inşaat sektöründe stratejik gruplarının varlığını ve olası performans farklılıklarının nedenlerini sorgulamaktır.

Stratejik Grup Analizi ve Performans 

24Stratejik grup kavramı ilk olarak Hunt (1972) tarafından farklı stratejileri uygulayan firmaların performans farklılıklarını açıklamak amacıyla kullanılmıştır. Porter (1980) stratejik grubu belirli stratejik boyutlar/ kriterler arasından, aynı veya benzer stratejileri seçen firmalar topluluğu olarak tanımlamıştır. Porter’a göre, stratejik gruplar arasında geçişi zorlaştıran hareketlilik engelleri (mobility barriers) bulunmaktadır. Bu engellerin yüksekliğine bağlı olarak firmalar, kendi stratejik grupları içinde, dışarıdan gelen rekabet güçlerinden korunmakta ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olabilmektedirler. Bu konum, rekabet avantajı/yüksek performans yaratabilmektedir. Ancak, stratejik gruplar ve performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi popüler bir araştırma konusu olmakla birlikte, bu ilişkinin varlığına ilişkin kesin bir yargıya varılamamıştır. Bu amaca yönelik olarak değişik sektörler için araştırmalar yapılmış olup, bu araştırmaların bazılarında performans ve grup arasında güçlü bir ilişki olduğu belirlenirken, diğer araştırmalarda belirli bir ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuçlar arasındaki bu tutarsızlık değişik nedenlere dayanabilir. Öncelikle, stratejik grup analizlerinde kullanılan ve tüm araştırmacıların uzlaşmaya vardığı kavramsal bir model bulunmamaktadır. Şirketleri sınıflandırmak için risk tutumları, şirket özellikleri (yaş, büyüklük vb.), endüstriye özgü faktörler, stratejik seçimler vb. kriterler kullanılmakta ve bu kriterlerin araştırmalar arasında farklılıklar göstermesi grup-performans ilişkisinin genellenebilmesini zorlaştırmaktadır. Stratejik grup analizinde farklı performans göstergelerinin kullanılması performans-grup ilişkisini irdeleyen çalışmaların birbiriyle karşılaştırılmasını engelleyen bir başka unsurdur. Performans göstergesi olarak finansal göstergeler kullanılabildiği gibi, şirket hedeflerinin ne oranda karşılandığına ilişkin sübjektif ölçütler de kullanılmakta, bu da karşılaştırma yapmayı zorlaştırmaktadır. Ayrıca, gruplandırma için kullanılan analitik yöntemler de farklılık göstermektedir. İstatistiksel yöntemlere ek olarak, yapay zeka yöntemleri de kullanılmakta, bazı çalışmalarda ise analitik yöntemlere ek olarak bilişsel (cognitive) sınıflandırma yönteminden de faydalanılmaktadır. 

İnşaat Sektöründe Stratejik Grup Analizi 

22Yapım yönetimi literatüründe stratejik grup analizi ve performans arasındaki ilişki konusu ile ilgili sınırlı sayıda araştırma yapıldığı görülmektedir. Kale ve Arditi (2002) Porter’ın rekabet avantajı kaynaklarına ilişkin sınıflandırmasını kullanarak ABD’deki inşaat firmaları için stratejik grup analizi gerçekleştirmişlerdir. Claver ve diğ. (2003) ise stratejik grup ve performans ilişkisinin incelendiği 88 İspanyol firmasını kapsayan bir araştırma yapmışlardır. Kale ve Arditi’nin (2002) bulguları, ABD’deki inşaat sektöründe dört stratejik gruba işaret etmekte ve bu gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir performans farkı bulunduğunu göstermektedir. Claver ve diğerlerinin (2003) sonuçlarına göre ise, İspanya’daki konut sektöründe dört stratejik grup bulunmakta ancak, grup performansları arasında anlamlı bir fark gözlemlenmemektedir.

Türk inşaat sektöründeki stratejik grupları belirlemeye yönelik olan bu çalışma kapsamında, stratejik kriterlerin belirlenmesinde Price ve Newson (2003) tarafından önerilen kavramsal model baz alınmış ve analitik yöntem olarak, istatistiksel küme analizinden (cluster analysis) yararlanılmıştır.

Kavramsal Model

Price ve Newson (2003) stratejik problemlerin üç boyutundan bahsetmektedir:  stratejinin içeriği (strategy content), strateji süreci (strategy process) ve stratejinin kapsamı (strategy context). Bu çalışma kapsamında, inşaat şirketlerini sınıflandırmak için kullanılacak olan kriterler, bu üç boyut düşünülerek oluşturulmuştur. Buna göre, yalnızca stratejik seçimler (stratejinin içeriği)  değil, stratejinin hangi koşullar altında (stratejinin kapsamı) ve nasıl üretildiği de  (strateji süreci) sınıflandırmada göz önünde bulundurulmuştur.

Stratejinin İçeriği 

Price ve Newson (2003) tarafından “stratejinin içeriği” olarak tanımlanmış olan kavram, Porter (1980) tarafından “stratejinin modu” ve “strateji alanı” olarak tanımlanmış kavramları içermektedir. Stratejinin içeriği, bir firmanın nasıl ve nerede rekabet edeceğine ilişkin seçimlerini yansıtmaktadır. Bir organizasyonun kendisini diğer firmalardan farklılaştırması için temel olarak iki farklı stratejik seçim yapması mümkündür: maliyette farklılaşma (maliyet liderliği) ve kalitede farklılaşma stratejisi. Maliyette farklılaşma stratejisini takip eden firmalar sundukları hizmetler ve ürünler için daha düşük bir fiyat talep edebilmekte ve en düşük fiyatı veren firmaların ödüllendirildikleri endüstrilerde bu strateji, bir firmanın faaliyetlerini sürdürebilmesi için tek yol olarak belirginleşmektedir. Kalite farklılaştırma stratejisinde ise firmalar müşteri memnuniyetini en önemli hedef olarak tanımlayarak, yüksek kaliteli ürün ve servisler ile kendilerini maliyetin değil kalitenin ön planda olduğu bir yerde konumlandırmaktadırlar. Bu bağlamda, kalitede farklılaşma stratejisi maliyete hiç dikkat edilmemesi anlamına gelmemekte, sadece, temel amacın maliyeti azaltmak yerine kaliteyi artırmak olduğu bir stratejik yönetim anlayışına işaret etmektedir. Bu çalışma kapsamında, şirketleri sınıflandırmak için, hangi tür farklılaşma stratejisini kullandıkları sorgulanmıştır. Ayrıca, şirketler hangi pazarlarda hizmet vereceklerine ve hangi tür projelerde yer alacaklarına ilişkin bir karar vermek zorundadırlar. Bu konuda odaklanma (focus) veya çeşitlendirme (diversification) stratejilerinden birinin seçilmesi mümkündür. Bu çalışma kapsamında, inşaat sektörü için stratejik alanı yansıtan iki boyut kullanılmıştır: pazar seviyesinde ve proje seviyesinde çeşitlendirme. Proje seviyesindeki çeşitliliği belirlemek için de iki değişken tanımlanmıştır: proje türlerine ve müşteri türlerine göre çeşitlendirme. Buna göre, sınıflandırma aşamasında, inşaat şirketlerinin hangi pazarlarda (inşaatla ilgili, ilgisiz vb.) ve hangi projelerde (konut, altyapı vb.) yer aldığına, hangi işverenlerle (devlet, özel sektör vb.) çalıştığına ilişkin bilgiler kullanılmıştır. 

Strateji Süreci 

Stratejik grup analizinde yalnızca stratejik seçimler ve bu stratejilere destek olan kaynaklar/yeterlilikler değil, bu stratejilere nasıl karar verildiği de sınıflandırmada kullanılması gereken bir boyut olarak tanımlanmıştır. Strateji geliştirme sürecinin iki bileşeni olduğu varsayılmıştır: strateji formülasyonu ve stratejik karar verme mekanizması. Strateji formülasyonu ile ilgili olarak iki yaklaşım tanımlanmıştır: sistematik olarak strateji tasarlama veya sistematik olmayan yöntemlerle stratejinin ortaya çıkması (önceden planlanmayan, kendiliğinden ortaya çıkan stratejiler) (Mintzberg, 1987). Stratejik karar verme süreci için ise iki kategori tanımlanmıştır:  demokratik bir stratejik karar verme sürecine sahip olan firmalar ve merkezci karar verme sürecine sahip olan firmalar (otokratik anlayış).

Stratejinin Kapsamı 

23Kaynağa dayalı görüşe (resource-based view) göre, bir şirketin karlılığını belirleyen temel etkenler o şirketin kaynakları ve yetenekleridir. Stratejinin kapsamı başlığı altında, şirketlerin ölçülebilir varlıkları (insan kaynakları ve finansal kaynaklar) ve ölçülemeyen varlıkları (deneyim ve ilişkiler) ile birlikte yetenekleri (yönetsel, teknik yeterlilikler vb) de değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, Türk inşaat şirketlerini sınıflandırmak için yukarıda açıklanan boyutlar kapsamında toplam 14 adet değişken belirlenmiştir.

Araştırma Yöntemi

Bu araştırmanın hedef aldığı popülasyon, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) üyeleri olarak tanımlanmıştır. TMB üyeleri Türk inşaat sektöründe yapılan işlerin %70’ini ve yurtdışında yapılan işlerin de %90’ını üstlendiğinden, bu firmaların Türk inşaat sektöründeki orta-büyük ölçekli firmaların özelliklerini temsil edebilecekleri varsayılmıştır. Sonuç olarak, araştırma kapsamında küçük ölçekli firmalar yer almamaktadır.

Yukarıda tanımlanan 14 değişkeni kapsayan bir anket formu hazırlanmış ve bu anket formu 136 TMB üyesine posta aracılığıyla yollanmıştır. Anket kapsamında, şirketlerin yıllık ciroları, yaşları vb genel sorular da yer almış, performans ölçümü için ise sübjektif raporlama yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yaklaşıma uygun olarak anketi dolduran kişilerden, kendi şirketlerinin 3 yıllık dönem içerisindeki performansını (kendi tanımladıkları hedeflere uygun olarak), diğer şirketleri/rakiplerini göz önüne alarak değerlendirilmesi istenmiştir. Performans, kaynaklar ve yeteneklere ilgili kriterlerde değerlendirmeler 1-5 arasındaki Likert ölçeğine göre yapılmış, strateji süreci ve stratejinin içeriğine ilişkin kriterlerde ise şirketi en iyi tanımlayan kategorinin seçilmesi istenmiştir. Geri dönen anket sayısı toplam 84 olarak gerçekleşmiştir. Anketlerin cevaplanma oranı %62’dir.

İstatistiksel Küme Analizi 

Stratejik grup analizi için, benzer amaçlı pek çok çalışmada da yaygın olarak kullanılan istatistiksel küme analizi seçilmiştir. Küme analizinden önce değişkenlere standardizasyon uygulamanın gerekli olup olmadığını belirlenmek için değişkenlerin ölçekleri ve varyansları incelenmelidir. Bulgular ışığında, veri setine standardizasyon yapılmamıştır, bu sayede standardizasyondan kaynaklanabilecek bilgi kaybının da önüne geçilmiştir. Ayrıca aralarında yüksek korelasyon olan değişkenleri belirlemek için değişkenler arasındaki korelasyon değerleri hesaplanmalıdır. Korelasyon matrisi çizilmiş ve bu matrise göre de değişkenler arasında kuvvetli bir korelasyon bulunmadığı gözlemlenmiştir.

2 Continue Reading →

Çatı Tipleri

Çatı tipleri çatının yapısına, kullanım şekline, konstrüksiyonuna, kaplamasına, yalıtımına bağlı olarak çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir.

Kullanım şekline göre
• Üzerinde gezilen çatılar
• Üzerinde gezilemeyen çatılar

Yağış suyunun akışına ve biçimine göre
• Düz çatılar
• Az eğimli çatılar
• Çok eğimli çatılar
• Değişken eğimli çatılar

Kaplama malzemesine göre
• Bitüm esaslı kaplamalı çatılar
• Çimento esaslı kaplamalı çatılar
• Kil esaslı çatı kaplamalı çatılar
• Metal esaslı kaplamalı çatılar
• Plastik esaslı kaplamalı çatılar
• Diğer (Cam, Taş, Ahşap) kaplamalı çatılar

Çatının yalıtım şekline bağlı olarak
• Soğuk çatılar
• Sıcak çatılar

Konstrüksiyona göre
• Oturtma çatılar
• Asma çatılar
• Karma çatılar

Çatı Eğimi (meyili)

Üzeri kullanılmayacak çatılar, eğimli olarak yapılır. Bu eğim iklime, örtü gerecinin cinsine ve çatı arasından yararlanma durumlarına göre tespit edilmekle birlikte; imarlı bölgelerde, İmar Yönetmeliklerinde belirtilen ölçüde alınır. Bu eğim, binanın cephesinden hesaplanır. Saçaklar hesaba katılmaz. Kapalı çıkma bulanan ve bu çıkma, bina yüksekliğince devam eden kısımlarda da çatı eğimi çıkma ucundan hesaplanır. Ancak çatı, alınan eğimle bulunan mahyanın, sacak ucuyla birleştirilmesiyle oluşturulur.

20Çatılar eğimlerine göre üçe ayrılır:
1- Düz Çatılar
Eğim açısı, 5 dereceye kadar olan çatılardır.

2- Orta Eğimli Çatılar
Eğim açısı 5 derece ile 40 derece arasında olan çatılardır.

3- Dik Çatılar
Eğim açısı, 40 dereceden fazla olan çatılardır.

Çatı eğimleri üç şekilde ifade edilebilir:

  1. Çatı Eğiminin (Açı) Cinsinden İfade Edilmesi:
    Çatı eğimi, eğimli yüzeyin yatayla yaptığı açı olup, istenilen açı derecesinde ve açı ölçerle ölçülerek alınır. (Çatı eğimi =33 derece gibi).
  2. Çatı Eğiminin (Oran) Cinsinden İfade Edilmesi:
    Çatı eğimi, bir dik üçgendeki dik kenarlar bağıntısına göre, (oran) cinsinden ifade edilir. Buna göre;
    Çatı Eğimi = Dikey dik kenar / Yatay dik kenar olmaktadır.
    Örneğimizde çatı eğimi, 1/3 olarak alınmıştır. Yani;
    Çatı Eğimi = a/b = 1/3 olur.
  3. Çatı Eğiminin Yüzde (%) Cinsinden İfade Edilmesi:
    Çatı eğimi, yine bir dik üçgende “dik kenarlar bağlantısına” uygun şekilde ve (%) cinsinden ifade edilir. Buradaki dik üçgenin (b)kenarı, 100 birim (veya 100 cm) alındığında, (a) kenarı da 3 birim (veya 30 cm) alınırsa,
    Çatı Eğimi = 30/100 yani;
    Çatı Eğimi = 0 olur.

Aşağıda, çatıda kullanılacak örtü gereçlerine göre uygulanabilecek yaklaşık çatı eğimleri (oran cinsinden) verilmiştir.

Çatı Örtüsü Türü Eğim (Oran)

Makine kiremitli (Marsilya tipi kiremit) çatı…: 1/2–1/1 %50 – %100
Oluklu kiremitli çatı……………………………..……: 1/2,5 %40
Sade karton çatı …………………………………….: 1/6 %33
Çift karton çatı ……………………………………….: 1/12-1/5 ~%8 – %20
Tahta örtülü çatı ……………………………………: 1/1 %100
Çinko çatı ……………………………………………….: 1/7,5-1/5 ~%13
Düz sac çatı………………………………………….…: 1/3-1/5 %33 – %20
Kurşun çatı ………………………………………..……: 1/1,75 ~%57
Bakır ve cam çatı……………………………………..: 1/1-1/3,5 %100 – ~%29

Çatı Çizimi

19Mimarlık ve mühendislik eğitiminin yanısıra özellikle sektörümüzdeki teknik eğitimde yapı kürsüsünde ortak olarak gösterilen farklı isimlerle belirlenmiş derslerde öğrenci arkadaşlarımızı en fazla zorlanılan konu çatı çizimidir. Ayrıca çok farklı ölçülerde çatı planları oluşturulurken bazı kıstaslara göre düzenlenir.

Dikdörtgen planlarda çatılar, genellikle beşik ya da kırma çatı olarak yapılır. Planın, birden fazla kare ve dikdörtgenlerden oluşmasıyla, birleşik kırma çatı yapma zorunluluğu doğar. Bu nedenle mahyaların, plan üzerinde çizilerek belirtilmesi yani, plana çatı düzenlemesi gerekir. Bu iki yöntemle yapılabilir:

  1. Planı Dikdörtgenlere Bölerek, Plana Çatı Düzenlemesi
    Plana önce, en geniş alandan başlanarak, dikdörtgenlere bölünür. Sonra, yine en geniş alandan başlanıp, saçak köşelerinden açı ortaylar alınarak eğik, düşük ve dere; bunların birleşim noktalarına birleştirerek de düz mahyalar çizilir.
  2. Saçaklara Paraleller Çizerek, Plana Çatı Düzenlemesi
    Eşit aralıklarla ve plan dolduruluncaya kadar, saçaklara paraleller çizilir. Paralellerin köşe yaptığı noktalar birleştirildiğinde; eğik, düşük ve dere mahyalar oluşur. En içteki düz çizgiler ise, düz mahyaları meydana getirir.

 

 

0 Continue Reading →

Taze beton çatlaklarına karşı alınacak önlemler

1.Beton bileşenleri bakımından alınacak önlemler

Betonda yüzey/hacim oranı yüksek olan ince malzemeler fazla ise, betonda plastik rötre riski vardır. Belirli bir su/çimento oranı için, ince malzeme ve çimento dozajı arttıkça, plastik rötrenin arttığı deneylerle kanıtlanmıştır. Betonda yeterli kadar ince malzeme var ve beton az boşluklu ise beton terleme suyunun yukarı çıkması güçleşir. Yüzeyden buharlaşan suyun yerine terleme suyu gelemeyince beton yüzeyi kurur ve çatlaklar oluşur. Böyle bir durumda başka etkileri göz önüne alarak, ince malzeme ve gereğinden fazla çimento kullanılmasına sınırlama getirilebilir.

Oturma çatlaklarının oluşumunda ise aşırı su kullanımının işlevi büyüktür. Böyle bir durumda da su tutucu maddelerin miktarını arttırmak gerekir. Diğer bir değişle dozaj ve ince agrega arttırılabilir, puzzolanlar da yarar sağlayabilir, böylece kohezyon artar. Hava sürükleyici katkının kullanılması terlemeyi azaltır, dolayısıyla oturma çatlağı önlenebilir.

2.Beton döküm ve bakımında alınacak önlemler

Gölgede 320C’yi aşan sıcaklıklarda betonun döküm ve bakımında aşağıdaki önlemleri almak gerekir:

Betonun döküleceği zemin, donatı ve kalıpta göllenmeye meydan vermeyecek şekilde ıslatılır, ıslatma suyu buharlaşır buharlaşmaz döküm yapılır. Böylece sıcak bir havada hem donatıların hem de klalıbın sıcaklığı düşürülür, ayrıca zemin ve asmolen gibi su emici yüzeylerin de beton suyunu emmesi önlenir. Aşırı sıcak havalarda beton dökümünün geceleri yapılması, taze beton sıcaklığının düşürülmesi, malzemelerin (su, agrega) soğutulması, hidratasyon ısısı düşük çimento kullanılması ve geciktirici katkı kullanılması tercih edilebilir.

Taze beton çatlaklarına karşı alınacak en önemli önlemlerden biri, betonun dökümü sırasında iyi işlenmesi ve daha sonra gerekli bakımın yapılmasıdır. Beton aşırı akışkan olmamalı ve vibrasyonu gerektirecek bir kıvamda olmalıdır. Beton kalıbına vibratörle yerleştirildikten sonra hemen ilk mastarlama yapılır. Daha sonra bir insan beton üzerine çıktığında yaklaşık 2 mm derinlikte iz oluşunca ikinci mastarlama işlemi yapılır. Mastarlama işleminin yavaş ve düzgün yapılmasına özen gösterilmelidir.

Rüzgara karşı korumak için rüzgar kırıcı engeller oluşturulur. Beton yüzeyini doğrudan güneş ışınlarından korumak için beyaz renkli yansıtıcı plastik örtüler ile kaplamak gerekir.

Beton yüzeyine “curing compound” adı verilen maddeler de sürülebilir. Bu işlem yüzeydeki parlaklık sona erinceye kadar beklendikten sonra yapılmalıdır.

Diğer bir yöntem ise, spreyle su püskürterek veya suya doygun talaş, ıslak kum gibi maddeler ile kaplayarak yüzeyin nemli tutulmasını sağlamaktır.

Taze betonun kür süresi de değişik etkenlere bağlıdır. Ancak normal betonarme yapılarında bu süre yaz aylarında en az bir hafta olmalıdır. Bu süre içinde ise günde en az üç kez sulama yapılmalıdır. Sulama için kullanılacak su, şehir suyu değilse içinde betonarme elemanları için zararlı olacak sülfat, asit, tuz gibi kimyasal maddeler bulunmamalıdır.

Kısıtlanmış rötreyi azaltmak için gerekli önlemler

Kısıtlanmış rötre çatlakları aşağıdaki önlemler alınarak azaltılabilir:

a) betonda su/çimento oranı düşük tutulmalı,

b) kalıp alma süresi uzatılmalı, doğru ve standard kür uygulaması yapılmalı,

c) üretim sırasında sadece perde gibi betonarme elemenları için beton içine kısa kesilmiş polietilen lif veya çelik tel katılmalı,

d) perdelerdeki düşey ve özellikle yatay donatıların yeterli olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Öneriler

Plastik rötre, oturma çatlakları ve kısıtlanmış rötre çatlaklarının onarımı betonun dürabilitesi açısından yararlıdır. Bu çatlaklar, genişliklerine bağlı olarak uygulamada mevcut onarım harçları veya su kıvamındaki epoksi kullanılarak ve elle uygulama yapılarak doldurulup betonun uzun süreli performansı arttırılabilir. Böylece olası donatı korozyonu önlenmiş olur.

Taze beton çatlakları

Taze betonda bazı önlemlerin alınmaması halinde istenmeyen plastik rötre veya oturma çatlakları oluşabilir. Ayrıca, betonda kısıtlanmış rötre çatlaklarına rastlanabilir. Bu çatlakların nedenleri, alınacak önlemler ve onarılmaları ile ilgili genel bir değerlendirme aşağıda sunulmaktadır.

Taze beton çatlakları, betonun kalıba yerleştirilmesini izleyen ilk 30 dakika ile 5 saat arasında, genelde döşeme gibi geniş yüzeye uygulanan betonlarda görülür. Bu çatlaklar 10 cm’ye erişen derinlikte ve birkaç cm’den başlayarak 2 m’ye varan uzunlukta olabilir. Oluşan çatlaklar betonun özellikle dürabilitesi açısından zararlıdır. Taze beton çatlakları farklı oturmalardan, plastik rötreden veya kısıtlanmış rötreden kaynaklanabilir.

1.Oturma çatlakları

Bu çatlaklar genellikle kirişlerde üst yüzeye yakın donatıların (demirlerin) hemen üstünde oluşurlar. Taze betonda iri agrega taneleri dibe çökerken su yüzeye doğru hareket eder. Yüzeye yakın donatılar bu harekete karşı koyar ve oturmasını tamamlayamayan üst beton tabakası zaten düşük olan çekme dayanımını kaybederek çatlar. Böylece, beton yüzeyindeki çatlaklar yüzeye yakın donatıların bulundukları hatlar boyunca uzanırlar.

Bu tür çatlaklar; mantar başlıklı bir kolonun baş kısmına yakın yerde veya beton derinliğindeki değişmenin olduğu nervürlü döşemelerde de görülebilir.

2. Plastik rötre çatlakları

Bu çatlaklar geniş yüzeyli olan döşeme, yol, park ve havaalanı betonları gibi uygulamalarda oluşabilir. Beton yüzeyindeki suyun buharlaşma hızı, betonun içindeki suyun yükselme hızından fazla ise, betonun yüzeyi kurumaya, dolayısıyla büzülmeye başlar. Alttaki beton bu büzülmeye uyum sağlayamadığı için, üst tabakasında çekme gerilmeleri oluşur ve çekme şekil değiştirme kapasitesinin de düşük olması nedeniyle beton çatlar. Aynı çatlaklar, yeni dökülen betonun altındaki eski ıslatılmamış betonun veya asmolenli tabliyelerdeki briket gibi diğer malzemelerin beton suyunu emmesi sonucu da oluşabilir.

Kısıtlanmış Rötre

Betonda gözlenen plastik rötre ve oturma çatlaklarından başka sık sık kısıtlanmış rötre çatlaklarına da rastlanır. Böyle bir rötre basit bir deneyle açıklanabilir: Çelik bir çember etrafına beton dökülüp sertleştikten sonra incelendiğinde serbestçe büzülmesi önlenen betonda düşey çatlakların oluştuğu görülür; bunlar kısıtlanmış rötre çatlakları olarak adlandırılır. Bu rötre çatlakları genellikle perdelerde görülür. Özellikle temeller üzerine oturan kolonlar arasındaki geniş perdelerde, tünellerde, eski beton üzerine dökülen yeni betonda bu tür çatlakları görmek mümkündür. Böyle çatlaklar perde içindeki boşluklar civarında belirgin biçimde gelişebilir. Önlemler alarak kısıtlanmış rötre çatlaklarını azaltmak mümkündür. Önlemlerden bazıları şöyle sıralanabilir;

a)donatı miktarını arttırmak,

b) çelik tel veya polietilen fiber kullanmak,

c) dayanımı sağlayabilmek kaydıyla çimento miktarını biraz azaltmak,

d) dökümden hemen sonra doğru ve yeterli kür uygulamak ve gereken koruma önlemlerini almak,

e) hidratasyon ısısı düşük çimento kullanmak,

f) betonun su/çimento oranını düşürmektir.

Beton yüzeyindeki suyun buharlaşma hızını arttıran etkenler

  • Betonun sıcaklığı,

  • Düşük bağıl nem oranı,

  • Yüksek rüzgar hızı,

  • Ortam sıcaklığıdır.

Beton ve hava sıcaklığının, ortamdaki bağıl nem ve rüzgar hızının beton yüzeyinden buharlaşan su miktarına ortak etkilerinden mevcut bazı abakları kullanarak aşağıdaki sonuçlar çıkartılabilir:

Hava sıcaklığı arttıkça buharlaşma artar. Beton havadan daha sıcaksa buharlaşma daha da artar. Buharlaşan su miktarı 0,5 kg/m2/saat değerini aşınca, plastik rötre çatlaklarının oluşması olasılığı vardır, bu da önlem almayı gerektirir. Sıcaklığın 50 C artması buharlaşmayı %100 arttırabilir.

Hava sıcaklığı 200 C, havadaki bağıl nem %60, beton sıcaklığı 24,5 0C ve esen rüzgar hızı 25 km/saat ise buharlaşan su miktarı yaklaşık 1 kg/m2/saat olur.

Havadaki rutubetin %90’dan %50’ye düşmesi buharlaşmayı %100 arttırır. Rüzgarın hızı saatte sıfırdan 20 km’ye çıktığında buharlaşma yaklaşık dört kat artar. Beton yüzeyi güneş ışınlarına açıksa, betonun yüzeyindeki sıcaklıkla beraber buharlaşma da artar.

Plastik rötre sonucu oluşacak çatlak yoğunluğunun suyun buharlaşma hızı ile orantılı olacağı beklenir.

0 Continue Reading →

Merdivenler Hakkında Bilgi

TANIMLAMA, AMAÇ VE TASARIM İLKELERİ

Farklı  düzeydeki  yapı  bölümleri  arasında  bağlantı  sağlayarak  kişilerin  inip  çıkmasına  yarayan  düşey  sirkülasyon  araçlarının  en  önemlisi  ve  en  yaygın  olanı  merdivenlerdir. Öteki  düşey  sirkülasyon  araçlarından  rampalara da  bir  bakıma  basamaksız  merdiven  gözüyle bakılabilir. Asansör  ve  yürüyen  merdiven  gibi  düşey  sirkülasyon  araçları  ise  merdiven  kavramının  tümüyle  dışında  kalan  mekanik  araçlardır.

Kişilerin  inip,  çıkmasına  yarayan  merdivenler,  kişiler  tarafından  taşınabilen  her  tür  eşya  ve  malzemenin  iletimini  de  sağlar.  Ayrıca  merdivenlerin  en  önemli  fonksiyonlarından  biri de  yangın  ve  deprem  gibi  felaketler  sırasında,  katlar  arasındaki  bağlantıyı  sağlayarak  kişilerin  hayatlarını  kurtarmaktır.

Merdiveni  Oluşturan  Bölümler;

Merdiven  yapısı  üç  ana  bölümden  oluşmaktadır:

1- Üzerinde  basamakların  bulunduğu  eğimli  merdiven  kolu,
2- Merdiven  kolları  arasında  bulunan  yatay  merdiven  sahanlığı,
3- Merdivende  inip – çıkma  güvenliğini  sağlayan  merdiven  korkuluğu.

Bunlardan  merdiven  kolu  ve  sağanlık,  merdiveni  oluşturan  ana  bölümlerdir. Korkuluk  ise,  sirkülasyon  güvenliği  ile  birlikte  görünüş  güzelliğini  de  sağlayan  tali  bir  bölüm  olarak  düşünülebilir.  Merdiven  kolu  sahanlıklar  veya  katlar  arasında  uzanan  basamaklar  dizisi  olarak  tanımlanabilir.  Basamaklar,  ya  yalnız  kendileri ( taşıyıcı  olarak  çalışarak )  veya  eğimli  olarak  düzenlenen  taşıyıcı  plakla  birlikte  merdiven  kolunu  oluşturur.

MERDİVENLERİN  SINIFLANDIRILMASI

Merdivenler  değişik  bakış  açılarına  göre  değişik  biçimde  sınıflandırılabilirler:

Bu  bakış  açılarında  en  önemlileri;  merdivenin  kullanma  yeri,  merdivenin  geometrik  biçimi  ve  merdivenin  taşıyıcı  sistemi  olarak  sayılabilir:

a- Merdivenin  kullanma  yerine  göre;  yapıların  içinde  düzenlenen  iç  merdivenler,  yapıların  dışında  düzenlenen  dış  merdivenler  sayılabilir.
b- Merdivenleri,  yapıldıkları  malzemelere  göre;  taş  merdivenler,  beton  merdivenler,  betonarme  merdivenler  olarak  sınıflandırmak  olanaklıdır.
c- Merdivenlerin  geometrik  biçimine  göre;

c1-  Merdivende  sahanlık  bulunup,  bulunmamasına  göre,  sahanlıksız  merdivenler,  sahanlıklı
merdivenler  olarak,
c2-  Merdivenlerin  plandaki  kol  biçimlerine  göre;  düz  kollu  merdivenler,  dönel ( eğri )  kollu
merdivenler  olarak,
c3-  Merdivenlerin  kol  sayısına  göre;  tek  kollu,  iki  kollu,  üç  ve  daha  fazla  sayıda  kollu
merdivenler  olarak  sınıflandırılabilir.

d- Merdivenlerin  taşıyıcı  sistemlerine  göre;

d1-  Taşıyıcı  basamaklı  merdivenler,
d2-  Kıvrımlı  sistem  merdivenler,
d3-  Çevre  mesnetli  helisel  merdivenler,
d4-  Uzay  taşıyıcı  sistemli  merdivenler  olarak  sınıflandırılabilir.

MERDİVENLERİN  KULLANILMA  UYGUNLUĞUNU  SAĞLAYAN  KOŞULLAR

Bu  koşullar,  daha  çok  merdivenin  geometrik  boyutlarıyla  ilgili  olan  koşullardır
Merdivenin  kullanılma  uygunluğunu  sağlayan  koşulların  başında;  basamak  yüksekliği,  basamak  genişliği,  merdiven  eğimi,  merdiven,  sahanlık  ve  merdiven  kovası  genişlikleri  ile  merdiven  baş  yüksekliği  ölçülerinin  geldiği  söylenebilir.

a- Merdiven  basamağı:

Merdiven  basamağı,  merdivenin  adım  atarak  yükselmeye  yarayan  kesimidir.  Basamakların  birbiri  ardına  dizilmesiyle  merdiven  kolu  oluşur.  Merdiven  kolu  ve  sahanlıklar  da  merdiveni  oluşturur.  Basamağın  düşey  kesimine  “Rıht”,  yatay  kesimine  “Ayaklık”  denilir.  Ayrıca  basamağın  düşey  kesiminin  yüksekliği  basamak  yüksekliği ( s ),  yatay  kesimin  genişliği  ise basamak  genişliği ( a )  olarak  adlandırılır.  Basamakları,  kapalı  rıhtlı  ve  açık rıhtlı  olmak  üzere
İki  sınıfta  toplamak  olanaklıdır.

0 Continue Reading →

İnşaat Firmalarının Maliyet ve Süre Belirleme Yöntemleri Üzerine Bir Alan Çalışması

Bu çalışmada taahhütçü yapım firmalarımızın yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerinde; teklif aşamasında değerlendirdikleri kriterler, bu kriterlerin önem dereceleri, proje süresi belirlemede kullandıkları teknikler, maliyet hesabı yaparken kullandıkları yöntemler, bu yöntemleri kullanım oranları, maliyet ve süre hesaplamalarında öngörülemeyen dış faktörleri nasıl değerlendirdikleri ve maliyet oluştururken hangi değişkenleri hangi sıklıklarda kullandıklarının belirlenmesine çalışılmış; gerçekleştirilen projelerde ana üretim kalemlerinin maliyetlerinin, öngörülenlere göre sapmalarının oranları belirlenmiştir. Bu amaçla hazırlanan bir anket, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) üyesi 26 taahhütçü firmaya uygulanmıştır. Edinilen bulgulardan, maliyet hesabı yapılırken kullanılan yöntemlerin gerek yurtiçi gerek yurtdışı faaliyetlerde; birim fiyata dayalı keşif çıkarma ve benzer işlerle karşılaştırma ağırlıklı olduğu; bunları, önceki uygulamalardan elde edilen verilerin kullanımı ile dövize endeksli maliyet hesaplarının izlemekte olduğu anlaşılmaktadır. Proje süresi belirlemede kullanılan tekniklerin, hem yurtiçi hem de yurtdışı faaliyetlerde şimdikinden daha büyük oranlarda kullanımları, risk minimizasyonu için faydalı bir uygulama olacaktır. Proje tamamlanma süresi seçeneklerinin her proje için hesaplanması, sözleşme teslim zamanı ile karşılaştırılması ve mümkün mertebe bu süre civarındaki bir tamamlanma tarihi gerçekleştirilmesi olumlu bir uygulama olacaktır. Yapılabilecek hesaplamalarla, sözleşme tarihinden daha erken bir tamamlanma tarihinin, daha düşük bir maliyetle gerçekleştirilebilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılabilecek, proje süre kısaltımlarının maliyetlerinin hesaplanması ile de süre-maliyet değerlendirmeleri yapılabilecektir.

İnşaat maliyetleri, imalat miktarı ile o imalat için belirlenen fiyatın çarpımıyla oluşan kalemlerin toplamıdır. Yapım süresi ne kadar uzun olursa olsun bir inşaatta yapılacak olan imalatların miktarları değişmeyeceğine göre; o imalatların fiyatlarının ileriye dönük olarak hesaplanmasıyla, inşaatın maliyetini ileriye dönük olarak hesaplamak da mümkün olur.

İnşaat sektöründe daha fikir aşamasındayken finansal modelin doğru bir şekilde kurulması, nakit akışından kaynaklanan sorunların giderilmesi ve milli servetkayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşınmaktadır. Bu ise tasarım öncesi evrede maliyet tahmininin doğru bir şekilde yapılmasıyla mümkün olabilecektir.

İnşaat sektöründe rol alan birçok kişi yada kuruluş için maliyet tahmini, sürecin gerçekleştirilmesi ve devamlılığına yönelik uygun kararların verilmesi ve kaynakların en etkin biçimde kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’ de tasarım öncesi evrede maliyet tahmini, toplam bina inşaat alanı ile birim m2 inşaat maliyetinin çarpılmasıyla elde edilmektedir. Bina birim m2 inşaat maliyeti olarak ise T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ na ait yapı yaklaşık birim maliyetleri kullanılmaktadır. Ancak bu yolla hesaplamalar yapıldığında tasarımları tamamen farklı olan iki binanın maliyetleri aynı çıkabilmektedir. Böyle bir durumda Türkiye’de tasarım öncesi evrede maliyet tahmininin doğru bir şekilde yapılması için ihtiyaç duyulan hesap yönteminin nasıl olması gerektiği önemli bir problem olarak ortaya çıkmaktadır

0 Continue Reading →

Çelik Yapıların Yangına Karşı Korunması

Çelik yapıların avantajlarının yani sıra, yangına olan hassasiyeti hepimiz tarafından bilinmektedir. Betonarme veya ahşap yapıların yangına karşı korunmasında kullanılan donanım ve metodların aynıları çelik yapılarda da kullanılmaktadır. Betonarme içindeki donatının beton tarafından korunmuş olması nedeniyle korunan çeliğin, korunmamış çeliğe nazaran yangındaki davranışı daha farklıdır.

Bilindiği üzere, yapılardaki yangına dayanım tanımı, “yangın yükü” tanımı ile anlam kazanmaktadır. Öncelikle yapıdaki yangın yükünün tanımı yapılmalıdır ki, yangına dayanım süreleri ve bu süreleri sağlayan donanımın tanımı da buna göre yapılabilsin. Yangın yükü bir hacim içinde yer alan yanıcı maddelerin bir kilogramının yanması halinde açığa çıkan kilokalori cinsinden isi değerinin o hacmin alanına bölünmesi ile bulunur. Başka bir değişle, hacim içinde bulunan ve yanabilen maddelerin miktarlarını değiştirilmesi ya da hacmin yangın yükünün değişimine etki etmektedir.

Yangın araştırma enstitüleri ve laboratuarlarında standart malzemeler, kullanılarak yapılmış olan denemeler sonucunda yangın yüklerine ait bazı ortalama değerler tespit edilmiştir. Örnek verilmesi gerekirse, 30 Psf (pouns per square foot) yangın yüküne sahip bir yapı yangına dayanım süresi üç saat olan yapı elemanlarından yapılmış olmalıdır. standart bir konuttaki yangın yükü 8-10 Psf kütüphane 36 Psf, arşiv odalarında rafların korunma sınıfına göre 4 ile 86 arasında değişmektedir. Ofislerde ise 2 ile 45 arasındadır.

Örneğin, 30 Psf yangın yüküne sahip olan yapı eğer standart katkılarla üretilmiş betonarme ise minimum 15 cm, hafif betondan üretilmiş ise 12 cm, harman tuğlası ise 16 cm ve her iki tarafı sıvalı tuğla ise 12.5 cm kalınlıkta olması yeterlidir.

Aynı yangın yükünde olan yapıyı çelik olarak inşaa edecek olursak, 1000 F (537 C derece) kritik sıcaklık dikkate alınarak, kullanacağımız profil niteliklerine göre, yangına karşı dayanımını tespit edip, korunması için izolasyon kalınlığı hesabı yapmalıyız.

Çelik yapı elemanının kolon olarak kullanılması ve hiç korunmamış halinde ;

R= 10.3 (W/D) (W/D küçük 10 ise )

R= 8.3 (W/D) (W/D büyük ve eşit 10 ise )

Aynı kolon eğer korunmuş ise

R= ( C1(W/D)+C2)h

Yukarıdaki açıklamalarda R= Dk olarak yangına dayanım

W= Lb/feet cinsinden ağırlık

D=inç cinsinden ısınan kesitin çevresi

h= inç cinsinden izolasyon kalınlığı

C1= İzolasyon maddesinin koruma faktörü

Çelik yapı elemanı kiriş olarak kullanılıyorsa;

h1= ((W2/D2+0.6)/(W1/D1+0.6))h2

Yukarıdaki formülde , (1) değerleri, izolasyonlu

(2) değerleri, referans malzeme değerleridir.

yangına müdahale eden ekiplerin en önemli risklerinden biri içeride kurtarma operasyonu yaparken, çatının çökmesi veya seğim yapmasıdır. Özellikle endüstriyel amaçlı yapılarda, depolarda veya kamuya ait olan büyük alışveriş merkezlerinde kullanılan çelik kafes ve uzay kafes sistemleri korunmalıdır. Yangın anında, korunmuş olan kafes sistemleri, yangınla mücadele ve kurtarma operasyonları için bir sigortadır. Günümüzde sayıları giderek çoğalan büyük alışveriş merkezlerinde aynı anda yüzlerce kişinin bulunduğu dikkate alınacak olursa, çatıyı taşıyan çelik sistemin korunması kaçınılmazdır.

Çeliğin korunması için yapılacak olan çalışmaları bir bütün olarak ele almak doğru olacaktır. Yapının kullanım amacı, yeni yapı veya mevcut bir yapı olup olmadığı, mimari detaylar ve yapının havalandırma tesisatındaki prensipler ve detaylar, çatı detayları ve yapı içindeki trafik, yangın yükleri… yapıya ait yangın senaryosu dikkate alınarak yangın önlemleri için bir proje yapılmalıdır.

Alınacak olan önlemler iki ayrı başlık halinde özetlenebilir.

AKTİF ÖNLEMLER

Aktif önlemlerden maksat, soğutma ve söndürme çalışmaları ile taşıyıcı elemanların ısıya karşı korunması ve yangının söndürülmesidir.

Sprinkler sistemi,

Dünyada en yaygın söndürme ajanı olarak kullanılan suyun basınçlandırılarak ve yangın yüklerine uygun nozullardan efektif olarak kullanılmasıdır.

Tesisat mühendisleri genellikle yapının içindeki mal ve donatının korunmasını dikkate alarak dizayn yaparlar. Ancak bu dizayna ilave olarak yerinde yapılacak olan değerlendirmeye göre çelik kirişlerin ve kolonların da korunması gerekir.

Örneğin endüstriyel alanlarda ve akaryakıt iskelelerindeki çelik kolon ve kulelerin korunmasında özel sprinkler sprey nozulları kullanılmaktadır.

Gaz, toz ve köpük kullanımları

İçinde gazlı, tozlu veya köpüklü otomatik söndürme sistemi bulunan, geniş açıklıklı depo, fabrika veya hangarlarda taşıyıcı sistemi korumak üzere yapılacak uygulamalarla ayrıca bir soğutma sistemine gerek olmayabilir. örneğin NFPA 11 kuralları gereğince uçak hangarları 2,5 dakika gibi çok kısa bir sürede tamamen yüksek genleşmeli köpükle doldurularak yangına karşı korunmaktadır. Hangar içinde yer alan yüksek riske sahip donanım korunurken, taşıyıcı sistemde korunmak üzere önlemler alınabilir.

Otomatik yangın söndürme sisteminin olmadığı, manual sistemlerin lokal olarak kullanıldığı tesislerde, taşıyıcıların yangına karşı korunması için mevcut proje uygun olması halinde yapılacak olan ilavelerle aktif bir soğutma sağlanabilir.

Mevcut tesiste yangın söndürme sistemi olmaması halinde, korunacak olan insan, mal ve döküman ile taşıyıcı sistem ayni proje içinde çözülebilir. Böyle bir bütçe ayrılamıyor veya sistemin tatbiki herhangi bir nedenle gerçekleştirilemiyorsa, çelik donanım pasif önlemlerle korunmalıdır.

PASİF-AKTİF ÖNLEMLER

Pasif-aktif önlemlerden maksat, ısı ve dumanın yatayda yayılmasını engellemek, düşeyde yayılımı kolaylaştırmak üzere önlemler almaktır.

Kompartıman oluşturulması

Yangın yükü fazla olan hacimlerde kompartıman oluşturularak yangın çıkmasıyla beraber yükselen dumanın yatayda dağıtılmasını önlemek, diğer hacimleri tehdit etmesine engel olmak, düşeyde yayılmasını sağlamak için yangın duvarları ve yangın kapıları kullanmak, yangın duvarını tatbik edemeyeceğimiz alanlarda, duman ve yangın perdeleri uygulamak, yangın damperleri uygulamak ve biriken dumanı emniyetli bir şekilde otomatik veya manuel açılan ventilasyon kapakları ile atmosfere vermektir.

PASİF ÖNLEMLER

Pasif önlemlerden maksat aktif önlemler ile soğutma ve söndürme yapamıyor, pasif aktif önlemler ile kompartıman oluşturup konveksiyonu yönlendiremiyorsak, çelik yapı elemanlarını ısıya olan dayanımını artırarak yapı içindeki sorumluluğunu bir süre daha uzatmaktır.

Bunun en kolay yolu, çelik elemanların boyalarla veya alçı esaslı ürünlerle korunmasıdır.

Özel boyaların başarılı olması için iyi bir yüzey temizliği yapmak ve primer uygulamalar ile aderansı arttıracak tabakayı elde etmek, koruma sağlayacak olan son katı başarılı bir şekilde tatbik etmektir.

Uygulamaları, pratik ve süratlidir. Pistole veya rulo, fırça kullanılabilmektedir.

Yapılan laboratuar çalışmalarında çelik kiriş ve kolonlarda yük altında ve yüksüz olarak homojen dağılımda ısıtılmış fırın içinde film tabakası olarak tatbik edilmiş olan boyaların reaksiyonları sıra ile izlenmiştir. Laboratuarda yük altında bulunan bir çelik kolon üzerinde yapılan testte, 20’inci dakikada fırın sıcaklığı 760 ºC korunmamış çeliğe gelen ısı 600 ºC derece ve korunmuş çeliğe gelen isi 280 ºC derece olarak tespit edilmiştir. korunmamış çelik korunmuşa göre 2.14 misli daha fazla ısı almaktadır. Keza, 40’inci dakikada fırın sıcaklığı 860 ºC korunmamış çeliğe gelen ısı 740 ºC ve korunmuş çeliğe gelen isi 350 ºC olarak tespit edilmiştir. korunmamış çelik korunmuşa göre 2.11 misli daha fazla ısı almaktadır.

70’inci dakikada fırın sıcaklığı 960 ºC korunmamış çeliğe gelen ısı 920 ºC ve korunmuş çeliğe gelen ısı 560 ºC olarak tespit edilmiştir. Korunmamış çelik, korunmuşa göre 1.64 misli daha fazla ısı almaktadır.

Krauf patenti ile Türkiye’de üretilen alçı yapı elemanları ile çelik kolon ve kirişlerin kullanımında da kolay isçilik ve hafif elemanlarla güvenli bir koruma sağlanmaktadır.

Çelik elemanlar giydirilerek yangına karşı koruma sağlanırken; iç mekanlarda profilin soğuk yüzünü görmek istemeyen mimarlar içinde daha kolay kullanılabilecek kesitler ve geometriler elde edilmektedir.

Özet olarak, Çelik yapı elemanları korunmalı ve sadece çelik malzeme için yapılmak yerine yapının tamamına hitap eden aktif önlemlerden yararlanılarak gerekirse ilave yapılmalı, yangın senaryosunda kritik hacmi oluşturan noktalarda aktif önlemlere ilave olarak pasif önlemler getirilmelidir. çatı özellikle korunmalıdır.

0 Continue Reading →

Temel Türleri Hakkında Bilgi

Yüzeysel ve derin olmak üzere ikiye ayrılırlar. Sonra da yüzeysel temel kendi içinde çok çeşitlenir.

temel-turleri_ 257959Temel nedir?

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) sözlüğüne göre ‘temel’; “Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü” ve “Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur”dur.

Temel türleri nelerdir?

Temel türleri, yüzeysel ve derin şeklinde ikiye ayrılır:

  1. Yüzeysel temeller: Yapı yükünün, zemin yüzeyine yakın bir yerde ve tasman sınırı içerisinde, güvenle aktarılmasına uygun zemin bulunması durumunda uygulanır.

Temel, kaya zemin dahi olsa zemin yüzeyine oturtulmaz. Mutlaka don seviyesinin altına inmelidir. Bu tür temeller, hem kuru ve hem de sulu zeminlerde uygulanabilir.

Yüzeysel temel çeşitleri nelerdir?

Tekil Temel (Münferit): Münferit veya ayak temel de denilen bu temeller, temel zemininin orta sertlikte ve bina ağırlığının daha az olması durumlarında uygulanır. Tekil temeller zemine, genellikle kare veya dikdörtgen, nadiren de daire ya da çokgen tabanlı sömellerle oturtulur.

Temel duvarları yada kolonlar altına, yükü daha geniş bir alana yayamak amacıyla yapılan elemanlara sömel denir.

Sürekli Temel (Şerid yada mütemadi): Bu tür temellere şerit veya mütemadi temel de denilmektedir. Temel semininin sağlam olduğu basit yığma binalarda, temel duvarları ya doğrudan temel tabanı üzerine veya temel zemini üzerine dökülen betonarme duvar altı sömeli ya da taştan yapılan taş sömel üzerine oturur.

Temel zemininin, daha zayıf ve bina yükünün daha fazla olduğu yığma yapılarda ise; taşıyıcı temel duvarlarının altına, iskelet – karkas yapılarda da kolonların altına, kolon enkesitleri boyunca devam eden betonarme sürekli sömeller yapılır. Bu sömeller plak, kiriş (düz ampatmanlı veya eğimli) yada tablalı kiriş şeklinde inşa edilebilir.

Radye Temel (Radye Jeneral): Radye Jeneral olarak da isimlendirilen bu temeller, dolma zeminlerde ya da emniyet gerilmesinin çok düşük olduğu ve temel zeminin fazlaca sıkışabilme özelliği gösterdiği veya temel duvarı ve kolonların birbirine çok yakın olması durumlarında uygulanır. Burada bina, zemini tamamen örten ve tersine çalışan bir döşeme üzerine oturtulur.

Radye temel çeşitleri nelerdir?

Düz radye temel: Genellikle duvar veya kolonlşar birbirine yakın ve yükleri de az ise temel, düz radye temel şeklinde yapılır.

Kirişli radye temel: Duvar ya da kolonların aralıkları fazla ise temel, kirişli radye temel olarak yapılır. Kirişli radye temeller iki şekilde yapılır:

  1. a) Alttan kirişli radye temel: Kirişler, hem bodrum döşemesinin düz olması istendiğinde hemde temelin, zemin üzerinde kaymasına engel olmak için radyenin altında düzenlenir.
  2. b) Üstten kirişli radye temel: Kirişler, radye temelin üzerine oturtulur. Ancak, bodrum döşemesinin düz olması istendiğinde; kiriş aralıkları, kiriş yüksekliğinde cürüf, perlit vb. doldurularak üzerine, düz döşeme yapılır.

Mantar şeklinde radye temel: Kolon yüklerini, dah geniş bir alana yayarak radye temele aktarmak için yapılır.

Ters Kemer Şeklinde radye temel: Zeminden gelen bu basıncının yada bina yükünün fazla olması durumunda temel, ters kemer şeklinde düzenlenir.

Rijit temel nedir?

Derinliği fazla olan temellerde, zemindeki elastiki şişmeleri ve farklı oturmaları; ayrıca temel duvarlarına yanlardan gelecek zemin basınçlarını karşılamak için uygulanır. Betonarmeden bir bütün olarak yapılan rijit temel; döşeme, perde duvarı, kolon ve kirişlerden oluşur.

Derin temel nedir?

Sağlam zeminin çok derinlerde olması durumunda; hem taşıma gücü fazla olan zemin tabakalarından yararlanmak hem de zemin içerisinde kullanılabilir hacimler oluşturmak amacıyla yapılır.

Derin temel türleri nelerdir?

Ayak Temel: Tekil temeller gibi ve genellikle betonarme olarak inşa edilir. Ayaklar, planda belirtilen duvarların birleşme noktalarına getirilir ve tabanları, kare veya çan şeklinde genişletilir. Açık temel çukurunda inşa edilen bu ayakların üst kısımları, birbirine betonarme kirişlerle bağlanır.

Kazık Temel: Yapı yükü, zemine çakılan kazıklar kanalıyla, derinlerde bulunan sağlam zemine, kazık uçlarıyla yada kazığın yan yüzeylerinin sürtünmesinden yararlanarak aktarılır. Zemine belirli aralıklarla çakılan bu kazıklar birbirine, üst kısımlarına atılan bağ kirişleri ve ızgaralarla bağlanır.

Kesonlar: Sağlam zeminin derinde olması keson temel ve kazık temellere göre daha geniş karne ve sağlam temel

yapmak gerektiği durumlarda keson temeller uygulanır. Bu tip temeller, zemin üzerinde içersisi boş olarak inşa edilip, ağırlığından da yararlanarak, istenilen derinliğe indirmek suretiyle oluşturulur.

Sağlam zeminin derinde olduğu durumlarda, daha geniş ve sağlam temel yapmak için zemin üzerinde içi boş olarak inşa edilir ve ağırlığından da yararlanılarak istenilen derinliğe indirilir.

Genellikle üç tipte yapılır:

Açık kesonlar

Pnömatik kesonlar

Yüzen kesonlar (yüzen sandıklar)

 

0 Continue Reading →

Şantiyelerde Maliyet Kontrolu Nasıl Yapılır?

1.     Projelendirmede gereksiz malzeme kullanımı ve detaylar, işin başında yapılan gereksiz maliyet artışıdır. Bu nedenle özellikle götürü bedelli işlerde sözleşme ve şartname gereklerinden fazla malzeme ve işçilik kullanılmasına neden olacak sistem ve detaylardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
2.     İşe başlamadan önce projelerin en ince detayına kadar hazırlanmış olması, uygulamada gereksiz maliyet oluşumlarını büyük ölçüde engeller. Bu nedenle projelerin tüm detayları ile uygulamaya yetişmesi temin edilmelidir.
3.     Proje değişikliklerinin mali boyutunun  gelir ve gider açısından sonuçları  mutlaka analiz edilmelidir.
4.     Projeye yönelik maliyet kontrol imkanlarının işin ilerlemesine paralel olarak azaldığı unutulmamalıdır.

UYGULAMA AŞAMASINDA MALİYET KONTROLÜ

Alt müteahhitler ve maliyet kontrolü

Alt müteahhit maliyetlerinde, maliyet kontrolü yapabileceğimiz en önemli safha,  işin rekabet koşulları da dikkate alınarak ihale edilmesi,  fiyat artışları için izlenecek politikaların doğru belirlenmesi ve sözleşmeye yansıtılması, iş başladığında ise  sözleşme koşullarının takibi ve uygulamasıdır.

5.     İhale edilecek işin birim fiyat analizleri hazırlanmalıdır.
6.     Alt müteahhitlerin teklif birim fiyatlarının analizi istenmeli, alt müteahhitlerin analizleri mukayese edilerek, fiyatlarının doğruluğu irdelenmelidir.
7.     Özellikle tasarımı ve yapımı birlikte ihale edilen işlerde (elektrik,mekanik gibi) tasarımın, optimum olduğu teyid edilmeli, alt müteahhidin iş miktarını veya hacmini artırmak için dizayn çalışmasında gereksiz uygulamalara gidebileceği dikkate alınmalıdır.
8.     İşe ilişkin işverene karşı risklerin mümkün olduğu ölçüde alt müteahhitlere aktarılmasına dikkat edilmelidir.

Malzeme alımları ve maliyet kontrolü

9.     Öncelikle malzeme kullanım planı çıkartılmalı, malzeme kullanım planı ile uyumlu bir satın alma planı doğrultusunda alımlar yapılmalıdır.
10.   Alımı yapılacak malzemenin teklifleri bütçe ile mukayese edilmeli, malzeme seçiminde teknik şartnameye uyan daha uygun alternatifler aranmalı ve değerlendirilmelidir.
11.   Acil alımlar genelde fiyat düşünülmeden en yakın yerden yapılır. Bu nedenle acil alım gerektirmeyecek şekilde satın alma planlaması yapılmalı, asgari stok seviyeleri belirlenmelidir.
12.   Malzeme ihtiyacı iyi tespit edilmeli, bu tespitte olası fire oranları da dikkate alınmalı, gereksiz fazla / eksik alımlardan kaçınılmalıdır.
13.   İş bitiminde elde fazla malzeme kalmamasına dikkat edilmelidir.

Elde fazla malzeme kalması genelde;
•   Projede sonradan oluşan değişikliklerden
•   Programın eksik malzeme nedeniyle etkilenmemesi için yapılan gereğinden fazla alımlardan
•   İhtiyaç tespiti veya alımlarda yapılan hatalardan kaynaklanır.

Bu nedenle;
14.   Projenin  değişme ihtimali olması halinde, bu değişiklikten etkilenebilecek alımlar yapılmamalı veya işverenin onayı ile yapılmalıdır.
15.   İhtiyaç tespiti sağlıklı bir metraj çalışması gerektirir, dolayısıyla alım safhasında metraj çalışmaları netleştirilmeli, tahmini metrajlara göre alım yapılmamasına dikkat edilmelidir.
16.   Alımlarda hatayı önlemek için istenen malzeme iyi tarif edilmeli, gelen siparişler ambar sorumlusunun dışında  siparişi veren kişinin de miktar ve kalite kontrolünden geçmelidir.
17.   İşin her aşamasında ihtiyaç duyulan malzeme ve stoktaki malzeme kontrolü titizlikle yapılmalıdır.

Malzeme kayıpları ve maliyet kontrolü

18.   Ara kesitlerde ve iş sonlarında malzeme zayiat hesabı yapılmalıdır.

Depolama kayıpları

19.   Gelen malzemeler, özelliklerine göre hava etkilerinden, çarpma, üzerine parça düşme vb. hasarlardan korunmalıdır.
20.   Gelen malzemeler mümkünse şantiye içi 2. taşımayı gerektirmeyecek yerlere, kolayca sayılabilecek ve alınabilecek şekilde depolanmalıdır.

Kullanma kayıpları

Bu kayıplar genellikle iş planlama ve kontrol eksikliğinin yanında, işçinin bilinçsizliği ve ihmalinden, alt müteahhit sadece işçilik yapıyorsa işçiliği ucuza getirme gayreti içinde malzemeyi düşünmemesinden kaynaklanır.

21.   Bu nedenle alt müteahhide kullanımı için verilen malzemeler için sözleşmelerine fire oranları konmalı, fire kontrolleri yapılarak, kabul edilebilir oranlar aşıldığında bedeli alt müteahhit hakedişinden kesilmelidir.
22.   Parça gerektiren malzeme kullanımlarında, mevcut parça malzemeler el altında tutulmalı gereksiz yere malzemelerin parçalanması önlenmelidir. (Örneğin parça tuğla, çeşitli boyda kereste, parça demirler vb.)
23.    Kalıp ve iskeleler, harap olmamaları ve birçok defalar kullanılabilmeleri için itina ile sökülmeli, yüksekten atılmamalı, elle alınmalıdır.
24.   Sökülen tüm ahşap elemanların çivileri malzeme zedelenmeden çıkarılmalı, panoların üzerindeki harçlar sertleşmeden itina ile kazınmalı, kalıp yüzeyleri ve madeni aksam hemen yağlanmalıdır.
25.   Beton ve harçları imalat yerinde zemine dökmek gerekli ise önceden beton bir zemin hazırlanmalı, veya saç plakalar serilmeli, ya da tekne kullanılmalıdır.
26.   El arabaları ile taşımada harcın saçılmasını önlemek için arabalar gereğinden fazla doldurulmamalı, araba yolları düzgün olmalıdır.
27.   Sıva yaparken duvar dipleri önceden süpürülerek temizlenmelidir.
28.   Dış cephe sıvalarında önce sıva alt düzeyine kadar zemin düzeltilip, düşen harçları toplayıp tekrar kullanmak için kenarlara tahta/kalas dizilmelidir.
29.   Günlük kullanılacak miktardan  fazla harç hazırlanmamalıdır.
30.   Beton dökümlerinde artan betonun kullanılabileceği, yedek beton döküm yerleri bulundurulmalıdır.

Hatalı imalat kayıpları

31.   Temeller gereğinden fazla kazılmamalı, dolgular  iyi sıkıştırılmalıdır.
32.   Kalıpların, ipinde, şakülünde ve terazisinde yapılması sağlanmalıdır.
33.   İstenen beton yüzeyine uygun kalıp malzemesi kullanımına dikkat edilmelidir. (Brüt beton istenip, uygun olmayan kalıp neticesinde, taraklama + sıva + boya uygulaması yapılmak zorunda kalınabilir.)
34.   Duvarların ipinde, şakülünde ve gönyesinde yapılmasına, tuğla / biriket sıralarının yatay, kapı ve pencerelerin tam yerlerinde, kenarlarının şakülünde ve eş kalınlıkta olmasına özen gösterilmeli, kapı / pencere açıklıkları projeden 1-2 cm geniş tutulmalıdır.
35.   Sızdırmazlık deneyleri ve kaynak kabulleri yapılmadan boru yalıtımlarına, yalıtım kabulleri yapılmadan üzerlerindeki imalata başlanmamalıdır.
36.   Boya işlerinde katalog ve örnek renklere uyulmasına dikkat edilmeli, tamamen mutabık kalınmadan ve çevredeki her iş bitmeden son kat boyalar vurulmamalıdır.
37.   Bir yer tamir edilirken bir başka yer ya da işin bozulabileceği unutulmamalı, yapılan imalatın korunması  hususunda  dikkatli olunmalıdır.

Verimsiz çalışma ve maliyet kontrolü

38.   Üretimde programa göre azalma var ise, bunda malzeme eksikliği, olumsuz hava şartları veya nezaret eksiği olabileceği unutulmamalı bu nedenle imalat üretim hızı takip edilmelidir.
39.   Yapılan üretimler kapasite ile karşılaştırılmalıdır. Verimlilikteki düşmenin işçi veya ekipman fazlalığından  da kaynaklanabileceği dikkate alınmalıdır.

40.   Kış sezonunda kiralık ekipmanların sayısı en aza indirilmelidir. Çünkü verimsiz çalışmanın maliyeti yüksek olacaktır.
41.   Fazla mesai çalışmaları genellikle düşük verimli çalışmalardır. Bu nedenle mümkün olduğu ölçüde fazla mesai çalışması yapılmamalıdır.

Süre ve maliyet kontrolü

42.   Zaman kaybının  para kaybı olduğu bilincine tüm çalışanlar sahip olmalıdır.
43.   Zamanında yapılmayan işlerin fiyat artışlarından olumsuz yönde etkilenerek bütçe fiyatlarından daha pahalıya mal olma ihtimali varsa bu duruma karşı gerekli önlemler alınmalıdır.
44.   Zamanında yapılamayan işlerin şantiyenin iş yapım süresini de uzatarak, sabit maliyetlerin artmasına, dolayısıyla karın olumsuz yönde etkilenmesine izin verilmemeli, geciken işlerde  daha yoğun bir çalışma ile hedeflerin yakalanması sağlanmalıdır.

Raporlama, rapor değerlendirme ve maliyet kontrolü

45.   Raporlama,  mevcut ve potansiyel maliyet artışlarına dikkat çekebilmelidir.
46.   Raporlama, tüm proje sorumlularını kendi sorumluluk alanlarının bütçesi ve bütçe fiili durumu konusunda bilgilendirmelidir.
47.   Raporlama,  şantiyede maliyete duyarlı bir atmosfer  yaratabilmelidir.
48.   Raporlamadan yararlanılabilmesi için plan ve fiili değerleri mukayese edilecek,  fiziksel ve mali büyüklükler aynı kapsamda olmalıdır.
49.   Gerek planlama  gerekse bilgi girişinden kaynaklanan sorunlar var ise bunlar düzeltilmeli, raporlamaya düzeltilmiş sonuçlar yansıtılmalıdır.
50.   Fiili + bakiye  projeksiyon raporlamaları, şantiyenin tüm birimlerinin katılımı ile yapılan ve mutabık kalınan bir çalışmanın ürünü olmalıdır.

Değişken maliyet raporlamaları

51.   İş analizleri bazında raporlama sonuçları irdelenmeli, miktar sapmaları var ise nedenleri araştırılmalı (fazla/az iş, yanlış plan, hatalı ölçüm vb.) gerekli önlemler rapor değerlendirmesine ve uygulamaya yansıtılmalıdır.
52.   İş analizleri bazında raporlama sonuçları irdelenmeli, fiyat  sapmaları var ise nedenleri araştırılmalı (pahalı iş, doğru tutar – yanlış miktar, yanlış tutar – doğru miktar vb.) gerekli önlemler rapor değerlendirmesine ve uygulamaya yansıtılmalıdır.

Sabit maliyet raporlamaları

53.   Sabit maliyetleri oluşturan kalemlerin bütçe fiili mukayeseleri yapılmalı, sapma nedenleri irdelenmeli alınacak önlemler belirlenmelidir.
54.   İşin durma, hızlanma veya yavaşlama dönemleri değerlendirilmeli, kadrolaşmada, personel izin kullanımlarında bu dönemlere dikkat edilmelidir.

0 Continue Reading →